Bize Dolabını Anlat, En Baskın Yönünü Söyleyelim!
Dolap kapaklarını açtığında karşına çıkan manzara aslında senin zihin haritan diyebiliriz. Çünkü herkes ve her şey için ilk izlenim çok önemli. Renklerine göre dizilmiş askılar, etiketli bekleyen hevesler (kıyafetler...) ya da evde giyilir diye ayrılıp dağ gibi büyüyen o köşelerden dem vuracağız.
Baskın yönün ne? Gardırobun bize bir şeyler fısıldıyor... 👂
1. Öncelikle cinsiyetini öğrenelim.
2. Şimdi de yaşını öğrenelim.
3. Gardırobunda en çok bulunan renk bunlardan hangisi?
4. İşe geç kaldığın günü düşünmeni istiyoruz. O gün nasıl bir kombin yapmıştın?
5. Geçtiğimiz dönemlerde indirim zamanı sepetine ilk olarak ne atmıştın diye sorsak?
6. Dolabında en az bulunan ürün bunlardan hangisi?
7. Her dolapta eksik olmaması gereken takım elbise/siyah elbise var mı sende?
8. Dolabına bakınca "Bu kadar kıyafeti ben ne zaman aldım ya?" dediğin oluyor mu?
9. Dolabının derinliklerinde uzun zaman önce aldığın bir kazak gördün ve o da ne? Üstünde etiketi var...
Senin en baskın yönün kafa karışıklığına tahammülü olmayan rasyonel ve pratik biri olman.
Hayatında gerçekten dramaya yer yok! Karar yorgunluğundan nefret ediyorsun. 'Ne giyeceğim bugün?' diye yatağın üstüne kıyafet yığmak yerine eforunu daha mantıklı işlere saklıyorsun. İnsan ilişkilerinde de böylesin aslında. Lafı dolandıran, ne istediğini bilmeyen ve sürekli trip atan tipler seni anında darlıyor. Upuzun paragraflar yerine net cevaplar veren birisin ve özellikle sokakta yavaş yürüyenlere içten içe sinir olan o kişisin. Çevren sana güveniyor çünkü bir kriz anında paniklemek yerine 'Tamam, şimdi ne yapıyoruz?' diyen ilk ses genelde senden çıkıyor.
Kuralları hiç sevmeyen bir yapın var, aynı zamanda yaratıcı ve dürtüsel bir enerji taşıyan birisin!
Senin dolabın aslında beyninin içi gibi biraz dağınık diyebiliriz. Dolabın aynı zamanda çok renkli ve her an bir sürprize açık gibi. Sıkıcı ve tekdüze olan her şeye karşı ciddi bir alerjin var desek abartmış olmayız! Bazen gece yarısı gelen bir hevesle internetten hiç giymeyeceğin o garip parçaları alıyorsun çünkü o anki heyecanı seviyorsun. Muhtemelen telefonunun tarayıcısında sürekli 40 tane sekme açık geziyorsun. Öyle hareketlisin ki bir konudan diğerine atlarken asıl meseleyi unutabiliyorsun!
Senin duygusal derinliğin epey yüksek!
Senin için dolabındaki eşyalar sadece üstüne geçirip çıktığın kumaş parçaları değil kesinlikle. Şu liseden kalma tişörtü atmamanın sebebi üşengeçlik falan değil, o dönemin hissiyatından kopamamak aslında. Hızlı tüketilen trendlerden uzak duruyorsun ve şunu söyleyebiliriz ki içi boş ilişkilerden hiç ama hiç hoşlanmıyorsun. Çekmecende eski sinema biletlerini, artık kimsenin kullanmadığı konser bilekliklerini ya da küçük notları inatla saklayan o insansın. Kendi güvenli alanında gerçekten tanıdığın o kemik arkadaş grubunla vakit geçirmek sana dışarıdaki kaostan çok daha cazip geliyor. Bazen yıllar önce söylenmiş bir lafı gece yatarken aklına getirip kendi kendini yediğin de oluyor. Buna bir çözüm bulmamız lazım...
Kontrolcü biri olduğunu söylesek şaşırır mısın? Şaşırmazsın!
Verdiğin cevaplara baktığımızda belirsizlikler seni kelimenin tam anlamıyla bitiriyor. Hayatındaki her şeyin tıpkı dolabındaki askılar gibi net bir yeri ve sırası olmak zorunda. Standartların her zaman yüksek oluyor, bu yüzden hem kendine hem de çevrene karşı bazen acımasızca eleştirel olabiliyorsun. Son dakika değişen planlar, buluşmaya geç kalan insanlar veya düzensiz ortamlar anında modunu düşürüyor. Aslında bu düzen takıntısı senin kendini koruma kalkanın gibi bir şey. Dış dünyanın belirsizliğiyle ancak her şeyi kontrol altında tutarak başa çıkabiliyorsun. Arkadaş grubunda hesabı kimin ödeyeceğini organize eden, tatil rotasını çıkaran ve herkesin 'O halleder ya.' deyip yaslandığı o sağlam direk sensin.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın