Geleceği Görmek Mümkün mü? Psikoloji Dünyasını Sarsan O Deneyin Perde Arkası
Psikoloji biliminin en prestijli yayınlarından biri olan Psychological Science’ta 2011 yılında yayımlanan ve akademik dünyada deprem etkisi yaratan “geleceği hissetme' araştırması yıllar sonra yeniden gündem oldu. Ünlü psikolog Daryl Bem tarafından gerçekleştirilen ve katılımcıların henüz gerçekleşmemiş olaylara tepki verdiğini öne süren deneyler, modern bilimin yöntemlerini ve güvenilirliğini büyük bir tartışmanın eşiğine getirdi.
Amerikalı sosyal psikolog Daryl Bem'in 2011 yılında yayımlanan araştırması, insan zihninin gelecekteki olaylardan etkilenebileceği iddiasıyla bilim tarihine geçti.

'Geleceği Hissetmek' başlığını taşıyan çalışma, bilişsel süreçlerin zamanın ötesinden gelen bir uyaranla şekillenebileceğini savunan dokuz farklı deneyden oluşuyordu. Toplamda bini aşkın gönüllünün katıldığı bu testlerde Bem, alışılagelmiş 'etki-tepki' sıralamasını tersine çevirdi. Özellikle katılımcıların bilgisayar ekranında henüz belirmemiş olan erotik görsellerin konumunu şans faktörünün üzerinde bir isabetle tahmin etmesi ve bir sınavdan sonra çalışılan kelimelerin sınav anında daha iyi hatırlanması gibi sonuçlar, bilim camiasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Bem bu durumu mistik bir güçten ziyade 'retroaktif etki' yani geçmişe dönük bilişsel yansıma olarak adlandırdı.
Bu çalışmanın asıl yankı uyandıran tarafı ise sadece iddiaların sıra dışılığı değil, Daryl Bem’in alanındaki saygınlığı ve deneylerinde kullandığı kusursuz görünen istatistiksel yöntemlerdi.
Dönemin en katı hakem heyetine sahip dergilerinden biri olan Psychological Science’ta yayımlanan makale, 'Eğer mevcut bilimsel standartlarla psişik güçler kanıtlanabiliyorsa, kullandığımız yöntemlerde bir hata mı var?' sorusunu gündeme taşıdı. Bu durum, dünya genelindeki laboratuvarların deneyleri tekrarlama çabasıyla sonuçlandı. Ancak yapılan hiçbir takip çalışmasında Bem'in elde ettiği sonuçlara ulaşılamadı.
Yaşanan bu süreç, psikoloji biliminde 'Replikasyon Krizi' olarak bilinen büyük bir dönüşümün fitilini ateşledi. Bilim insanları, araştırmacıların istatistiksel verileri farkında olmadan istedikleri sonuca uydurma eğilimi olan 'p-hacking' ve sadece başarılı sonuçların yayımlanıp başarısız olanların gizlenmesi anlamına gelen 'çekmece problemi' gibi sistem hatalarıyla yüzleşmek zorunda kaldı. Günümüzde Bem’in bu çalışması, insanüstü güçlerin bir kanıtı olmaktan ziyade, bilimsel araştırmaların nasıl daha şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğine dair en önemli ders olarak kabul ediliyor. Bu tartışmalı makale sayesinde bilim dünyası, araştırmaların henüz başlamadan kayıt altına alındığı 'ön kayıt' sistemine geçerek metodolojik bir devrim gerçekleştirdi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın