onedio
article/comments
article/share
Haberler
Hayran Kalmanızı Sağlayacak: Caz Müziğin Altında Yatan Matematik

etiket Hayran Kalmanızı Sağlayacak: Caz Müziğin Altında Yatan Matematik

Caz, çoğu zaman sezgiyle akan, kuralsız bir özgürlük alanı gibi anlatılıyor. Oysa bu müziğin temelinde son derece net, hatta şaşırtıcı derecede disiplinli bir yapı bulunuyor! Doğaçlama sandığımız anlar bile matematiksel sınırlar içinde şekilleniyor. Dinlerken fark etmesek de beynimiz sürekli bir düzeni çözmeye çalışıyor. İşte cazı hem büyüleyici hem de bağımlılık yapan şey tam olarak bu. Şimdi birlikte, bu gizli matematik dilini daha yakından inceleyelim!

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Cazda doğaçlama, rastlantıdan ziyade hızlı ve bilinçli bir seçim süreci olarak işliyor.

Caz doğaçlaması kulağa tamamen içgüdüsel gelse de arkasında ciddi bir bilgi birikimi var. Müzisyen, bulunduğu akorun hangi notalara izin verdiğini anında biliyor. Hangi sesin gerilim yaratacağını, hangisinin rahatlama sağlayacağını hesaplıyorlar. Bu aslında saniyeler içinde yapılan bir eleme süreci demek. Aslında her nota, bilinçli bir seçim. Yanlış nota diye bir şey yok ama yanlış zaman kesinlikle var. Bu yüzden caz doğaçlaması sezgi kadar matematiksel refleks de gerektiriyor.

Swing duygusu, zamanın bilinçli olarak eğilip bükülmesiyle ortaya çıkıyor.

Swing, cazın ayırt edici duygusu ama bu duygu da matematiksel bir bozulmadan doğuyor. Notalar kağıt üzerinde eşit görünüyor, ama çalınırken bilinçli olarak kaydırılıyor. Zaman biraz öne ya da biraz arkaya çekiliyor. İşte bu ufak sapmalar müziğe canlılık katıyor. Beyin bu düzensizliği algılıyor ve ritme daha güçlü bağlanıyor.

Akor yürüyüşleri, neden ve sonuç ilişkisi kuran mantıklı zincirler oluşturuyor.

Caz armonisi rastgele ilerlemiyor, her akor bir sonrakini çağırmadan durmuyor. Tıpkı matematikte bir fonksiyonun belirli bir çıktıya yönelmesi gibi düşünün. Özellikle klasik yürüyüşler kulağa bu yüzden tanıdık geliyor. Dinleyici teoriyi bilmese bile bir bütünlük hissediyor. Caz bu tanıdıklığı kullanıyor ama asla düz gitmiyor. Küçük sapmalarla dinleyicinin beklentisini bozuyor. Heyecan da tam olarak bu kontrollü kırılmalardan doğmuş oluyor.

Gamlar, müzisyenin hareket alanını belirleyen net sınırlar çiziyor.

Cazda her akorun kendine uygun bir gamı var. Bu gamlar, müzisyenin hangi notalar arasında dolaşabileceğini belirliyor. Aslında bu biraz haritaya benziyor. Haritanın içinde kalmak güvenli, dışına çıkmak ise riskli. Ama risk bilinçliyse etkileyici sonuçlar doğurabiliyor. Caz müzisyenleri bu sınırları çok iyi bildikleri için cesur davranabiliyorlar. Özgürlük de sınırların netliğiyle mümkün oluyor tabii.

Poliritimler, aynı anda birden fazla düzenin birlikte işlemesini sağlıyor.

Cazda farklı ritimlerin aynı anda duyulması oldukça yaygın. Davul bir yapı kurarken, bas veya piyano başka bir zaman hissi yaratabiliyor. Bu durum matematikte farklı kesirlerin üst üste binmesine benzemekte. Beyin bu yapıyı çözmek için daha aktif çalışıyor ve bu yüzden caz dinlerken zihinsel olarak uyanık hissedebiliyoruz.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Ton değişimleri, sesler arası mesafeye dayanan bilinçli sıçramalar yaratıyor.

Cazda tonsal merkezler sık sık değişiyor ve bu değişimler kesinlikle rastgele değil. Yakın tonlara geçiş yumuşak bir akış sağlıyor. Uzak tonlara geçiş ise ani bir kırılma hissi yaratmaktan kaçınmıyor. İşte bu fark, sesler arasındaki matematiksel mesafeden kaynaklanıyor. Dinleyici bu mesafeyi duygusal olarak algılayıp bir anda ortam değişmiş gibi hissediyor.

Kısa temaların dönüşümü, sınırlı malzemeyle sınırsız ihtimal üretiyor.

Caz temaları genellikle kısa ve nettir. Asıl mesele ise bu temanın kaç farklı şekilde yeniden yorumlanabileceği. Ritim değişir, notalar kaydırılır, armoni farklılaşır. Aynı fikir defalarca yeniden doğar. Bu, kombinasyon mantığıyla çalışan bir yapıya benziyor. Dinleyici tanıdık bir melodiyi duyuyor ama her seferinde başka bir yüzüyle karşılaşıyor. Cazın tekrar ettiği halde sıkıcı olmamasının nedeni de tam olarak bu.

Dinleyici, cazın matematiksel yapısına doğrudan dahil olabiliyor.

Dinleyici duyduğu örüntüleri farkında olmadan tahmin etmeye çalışıyor. Caz bazen bu tahminleri doğruluyor, bazen bilinçli olarak bozuyor. Bu da sürekli bir zihinsel etkileşim yaratıyor. Aynı performans, farklı dinleyicilerde bambaşka duygular uyandırabiliyor tam da bu sebeple. Zira denklemde dinleyicinin algısı da var. Cazın canlı ve tekrar edilemez olmasının nedenini buradan anlayabiliriz.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Kendime popüler kültür ve televizyon dedektifi diyebilirim. Televizyon ve sinemanın mutfağında yer almayı da bir o kadar seviyorum. 2019 yılından bu yana da Onedio’da ilişkiler, teknoloji, müzik ve popüler kültür odaklı içerikler üretiyorum. Yazarken sadece bilgi aktarmaktan ziyade okuyucunun kalbine dokunacak bir his bırakmayı önemsiyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
1
1
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın