Hesap Sorarsak Büyü Bozulur: Türk Futbolunda Kimsenin Hesap Vermediği O Milyonluk Tiyatro
Bölüm 3/5(Önceki bölümlerde kendi vicdanımıza ve tribünlerin gerçeği nasıl eğdiğine baktık. Bugün o tribünün yukarısına, VIP localarına çıkıyoruz. Orada oturanlar maçı biraz daha rahat izliyor. Kulübü biraz daha rahat harcıyor. Çünkü harcayan onlar değil.)Bir adam var. Hepimiz tanıyoruz onu.Kafeye giriyor. Masaya kuruluyor.Ceket jilet gibi, saat gösterişli, saçlar fiyakalı.Garson geliyor, menüye bakmıyor bile. En pahalısını söylüyor.Sonra o meşhur hamleyi yapıyor.Telefonu çıkarıyor.Son model. Ekran büyük, kasa parlak.Koyuyor masanın tam ortasına.Kimse sormadı ama o telefon orada duruyor, “Bakın ben kimim” diye bağırıyor.Sohbet uzuyor. Kahve, pasta, gösteriş...Sonra hesap geliyor.Adam bir masaya bakıyor, bir kapıya.“Bir saniye, tuvalete gideyim” diyor.Gidiş o gidiş. Bir daha dönmüyor.Bazı futbol kulüp yöneticilerimizin bu adamdan tek bir farkı var:O adam en azından gerçekten tuvalette mahsur kalıyor.