onedio
Bosphorus Film Lab Bu Yıl Sinema Sektörünün Güncel Sorunlarını Masaya Yatıracak
İSTANBUL (AA) - '8. Boğaziçi Film Festivali' kapsamında gerçekleştirilecek Bosphorus Film Lab etkinlikleri, endüstrinin güncel ve dikkate değer konularını profesyoneller eşliğinde meraklılarıyla buluşturacak.Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansının destekleriyle bu yıl 23-30 Ekim'de düzenlenecek festivalin endüstri bölümü 'Bosphorus Film Lab', 24-29 Ekim arasında sinema sektörünün buluşma noktası olacak.Yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında yerli ve yabancı konukların dijital platformlar üzerinden katılımcılarla buluşacağı programda, film gösterimlerinin yanı sıra paneller, sunumlar, söyleşiler ve Instagram canlı yayın sohbetleri, festival katılımcılarının ilgisine sunulacak.Endüstriye ait güncel konullar panellerde ele alınacak Bosphorus Film Lab bünyesinde 24 Ekim'de yapımcı Müge Özen'in moderatörlüğünü üstlendiği, Bir Film ve Başka Sinema Genel Müdürü Ersan Çongar, TRT Ortak ve Dış Yapımlar Müdürü Faruk Güven ve TME Film Finans ve Dağıtım Direktörü Orhan Taşdemir'in konuk olacağı 'Yapımdan Dağıtıma Film' paneli gerçekleştirilecek. Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Arzu Öztürkmen'in yönetimini üstleneceği, 25 Ekim'de gerçekleştirilecek panelde de yapımcı Yamaç Okur, BluTV Dramalar Müdürü Sarp Kalfaoğlu, OGM Üst Yöneticisi (CEO) ve yapımcı Onur Güvenatam ile TRT 1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz'un katılımıyla 'TV ve Dijitalde İçeriğin Döngüsü' ele alınacak.Değişen izleme alışkanlıkları ve yeni mecraların yaratılan içerikler ve yaratıcılar üzerindeki etkisinin konuşulacağı panelde, TV ve dijital dizi içeriklerinin yapımındaki farklılıklar, bu farklılıkların yaratıcılar üzerindeki etkileri, mecraların proje ararken dikkat ettikleri ve hedefleri konuşulacak.Bosphorus Film Lab kapsamındaki Instagram canlı yayın sohbetlerinde ise 24 Ekim'de oyuncu Metin Akdülger, 25 Ekim'de yapımcı Zeynep Atakan, 26 Ekim'de kurgucu Ayris Alptekin ve 27 Ekim'de senarist ve yönetmen Gizem Kızıl, Bosphorus Film Lab Direktörü İpek Tugay'ın sorularını yanıtlayacak.Bosphorus Film Lab festival söyleşileri ile etkileşimi artırmayı hedefliyorBosphorus Film Lab ayrıca bağımsız sinemada izleyici kitlesi oluşturma ve üretim sürecinde yeni perspektiflerin keşfi açısından ele alınacak iki panele de ev sahipliği yapacak.Bu paneller bünyesinde 26 Ekim'de film pazarlama stratejisti Joanna Solecka'nın 'Filmler İçin İzleyici Kitlesi Yaratmak: Dijital Ortama Geçiş' başlıklı sunumu ile 27 Ekim'de Less Is More Platformunun yönetici ortak ve artistik direktörü Antoine Le Boss, bağımsız film projeleri için yazı aşamasındaki kısıtlamaları itici güç olarak kullanmayı öğretmeyi hedef alan 'Film Projeleri İçin Yeni Bir Perspektif' başlıklı bir sunum gerçekleştirilecek.Bosphorus Film Lab bünyesinde aynı zamanda 26 Ekim'de gerçekleştirilecek 'Jürileri Tanıyalım' etkinliğinde hem yabancı pitching jürisi hem de work in progress jürisi dinleyiciyle buluşacak. Pitching jürisinde olan Sorfond Proje Yöneticisi Per Eirik Gilsvik ile Tribeca Film Festivali ve Les Arcs Film Festivali Artistik Direktörü Frederic Boyer'in ardından Work in Progress'in yabancı jüri üyeleri olan Cottbus Film Festivali Program Direktörü ve Berlinale Forum Danışmanı Bernd Buder ile Cannes Film Festivali Director's Fortnight ve Locarno Film Festivali Seçici Komite Üyesi Anne Delseth'in yer aldığı 'Work in Progress' jürisi kendilerini tanıtma ve dinleyicilerin sorularını yanıtlama fırsatı bulacak.Söyleşilerin bir diğeri ise 27 Ekim'de Berlinale Talents iş birliği ile gerçekleştirilecek. Berlinale Talents Program Direktörü Florian Weghorn, daha önce Berlinale Talents programına seçilen ve projesini sunma fırsatı elde eden yapımcı Sinem Altındağ ile Türkiye'deki yeteneklerden ve lokal yeteneklerin evrensel sinema ağında yer edinirken geçtikleri süreçlerden bahsedecekler.
Uğur Batı Yazio: Ya Hepimiz Kumarbazsak? Mesela Borsa, Altın, Döviz ya Sizi Kumarbaz Yapıyorsa!
Parkinson hastaları ya kumar düşkünü oluyorsa?Neden?Bazı Parkinson ilaçları yüzünden desek!David Eagleman Incognito’da önemli bir saptama yapar. Yazar, Parkinson hastaları üzerinden bir zihin jimnastiği sunar. Buna göre, 2001 yılında Parkinson hastalarının aileleri ve bakıcıları, bir tuhaflık olduğunun farkına varmaya başladılar. Pramipeksol ve Mirapex adlı ilacın verildiği hastalardan bir kısmı kumarbaza dönüşüyordu; üstelik öylesine kumar oynayanlara değil, hastalıklı kumarbazlara! ABD'nin Arizona kentindeki Muhammed Ali Parkinson Araştırma Merkezi uzmanları, bin 800 Parkinson hastası üzerinde araştırma yaptı. Araştırmada, Mirapex kullanan 529 hastanın 8'inde, ciddi derecede kumar bağımlılığının meydana geldiği belirlendi. Daha önce kumara herhangi bir eğilim göstermemiş olan bu hastalar, artık düzenli biçimde Vegas’a uçar olmuşlardı. Altmış sekiz yaşındaki bir adam, ziyaret ettiği bir dizi kumarhanede altı ay içinde toplam 200 bin dolar tutarında para kaybetmişti. İnternet pokerine takılıp kalan kimi hastalar ise ödeyemeyecekleri kredi kartı borçlarının altında ezilmişti. Hastaların çoğu, bu kayıpları ailelerinden gizlemek için ellerinden geleni yapıyordu. Bu yeni bağımlılık, bazıları için kumarın da ötesine geçerek “zorlanımlı” (kompülsif) yeme alışkanlıklarına, alkol tüketimine ve aşırı cinselliğe kadar varmıştı.Peki bu nasıl olabilirdi?
Tüm Türkiye’nin En Büyük ve En Kaliteli Dil Okulu ile Tanışın: English Time
İngilizce birçoğumuz için tam bir baş belası, bazılarımız için hayata 1-0 önde başlama sebebi. Ancak hayatın her aşamasında mutlaka bir şekilde karşımıza çıkmayı başarıyor. Bu yüzden onu en iyi şekilde öğrenmek hepimiz için bir avantaja dönüşmüş durumda. 1997 yılında kurulan English Time Dil Okulları ise bu eğitimi en iyi ve en doğru şekilde alabileceğiniz en güvenilir adres! Bu bir tanıtım içeriğidir!
Deniz Ülke Arıboğan Yazio: Küresel Krizler Yüzyılı
21. yüzyıla girdiğimiz ilk saatlerde en büyük felaket senaryosu, dijital kıyametin kopması ve siber alanda çalışan tüm sistemlerin çökmesiydi. Y2K (Y=Yıl, 2K=2000) olarak da bilinen bu küresel felaket beklentisine göre Milenyumun ilk dakikalarından itibaren bankalardaki hesaplar karışacak; hastaneler ve ulaşım sistemleri işlemez hale gelecek; küresel piyasalar çökecekti. Karamsar beklentiler gerçekleşmedi ve kolayca düzeltilebilecek ufak tefek arızaların dışında herhangi bir aksama yaşanmadı. Küresel köyün sakinleri iki küresel çaplı savaşın yaşandığı, krizler ve çatışmalarla dolu tam bir yıkım dönemi olarak tarihe geçen 20. yüzyılın bitimini neredeyse bir bayram havası ile kutlamaktaydı.
Burak Arzova Yazio: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Faiz Kararı Öncesi Tespitler?
etiket
Geçtiğimiz hafta (12.Ekim-16 Ekim Haftası) ekonomiyi yakından takip edenler açısından veri yoğun geçen bir haftaydı. İçeride hem 3. çeyrek büyümesini tahmin etmemize bizi yaklaştıran Sanayi Üretim Verisi en çok beklenen verilerden biriydi. Bu veriyle birlikte Perakende Satış Endeksleri ve Ciro Endeksleri geldi. Bu veriler yakından takip ettiğimiz veriler.  Geçen hafta benim için de çok yoğun geçti. Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız “Endekslerle Türkiye Ekonomisi” kitabımız Remzi Kitabevinden çıktı. Hem kendimle ilgili nedenlerden hem de yeni çıkan kitabın verdiği yoğunlukla geçen hafta yazımı yazamadım. Peşinen özürlerimin kabulünü rica ederim.  Ekonomiyi arz ve talep noktasından düşündüğümüzde Sanayi Üretim Verisi işin arz yönünü gösteresi bakımından önemliyken, Perakende Satış Verileri talep yönünü takip etmeye imkân tanıdığı için genel trendi görmek bağlamında önem arz ediyor. Sektörel bazlı cirolardaki artış ya da azalışı takip etmek de sektörlerin satış, karlılık durumlarının analizi, devletin vergi beklentisi ve banka ve finans kurumları açısından da verilmiş kredilerin tahsil edilebilirliğinin öngörüsü açısından önem taşıyor.  Bu veriden başka IMF tarafından Ekim 2020 Dünya Görünüm raporu açıklandı. Bu rapor içerisindeki ülkemize yönelik öngörülere (özellikle 2020 Büyüme Öngörüsü) kısmen itirazlarımı dile getirdim. Özellikle büyüme konusunda IMF kadar kötümser değilim. IMF 2020 genelinde  -%5'lik bir büyüme yani daralma öngördü. Bu oldukça kötümser bir öngörü. Bu oranda yüksek bir daralmanın mevcut verilerle sinyalini almadığımızı hemen söylemeliyim.  IMF raporundaki daralma beklentisine şaştığı söylediğimde haliyle çok fazla sayıda kişiden, açıklanan verilere güvenip de nasıl yorum yaptığım sorusu da geliyor.
Can Aydoğmuş Yazio: 2021 = 3.Dünya Savaşı
etiket
Canım Okurlarım, Özellikle aylardır 2020 Eylül sonundan itibaren Satürn’ün düz dönmeye başlaması ile 2020 Ekim, Kasım ve Aralık aylarının özellikle çok sert geçeceğini hatta 2020 yılının Ocak ayının sonunda başlayıp Mayıs ayına kadar süren dönemin tekrar yaşanacağını  söylemiştim. Açıkçası 2020 Ekim, Kasım ve Aralık ayı; terör, saldırılar, yangınlar, doğal afetler, dış düşmanların saldırıları, gizli düşmanların ortaya çıkması ve artması, sel, toprak kayması, ekonomik sıkıntı, bankalar için tatsız süreç, deprem ve açıkçası Türkiye için uykusuz ve gergin geceler anlamına geliyor...  Bir insanın astroloji haritasında böyle bir açı meydana geldiği zaman, endişe ve kaygı bozukluğu yaşanabilir. Düşmanlar saldırabilir, sağlık sıkıntısı yaşanabilir ve alacaklarını alamamanın yanında ekonomik krize 30 yıldır girilmediği kadar yoğun bir şekilde girilebilir!  Açıkçası bu dönemin zaten Amerika ve Rusya için çok kötü bir dönem olduğu ve aynı zamanda Azerbaycan’ın 2023 Ocak sonrasına kadar ciddi bir mücadeleden geçeceği, İran’ın özgürleşme mücadelesine gireceği, birçok Arap ve Afrika ülkesinin sert yönetimlerden daha cumhuriyetçi veya özgürlükçü yönetimlere geçişe yönelecekleri görünüyor. Bu açıdan 2020 yılının; 2021 ve 2022 yıllarına göre bizler ve dünya için de gergin bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.
Şırnak'ta Kaçakçılık Ve Uyuşturucu Operasyonlarında 21 Gözaltı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ta kaçakçılık ve uyuşturucu operasyonlarında 21 kişi yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, son bir haftada il genelinde terörün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucu ile mücadele kapsamında operasyonlar düzenlendi. Aramalarda 4.93, gram metamfetamin, 6,34 gram esrar, 2,94 gram eroin, 18 bin sigara makaronu, gümrük kaçağı 1428 paket sigara, 500 puro, 310 elektronik sigara, 166 cep telefonu ve 2 sahte 100 dolar ele geçirildi.Gözaltına alınan 21 zanlı, sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Bm: Yemen'in Taiz Ve Hudeyde İllerinde Tırmanan Çatışmalarda 8 Sivil Öldü
TAİZ (AA) - Birleşmiş Milletler (BM), Yemen'in güneybatısındaki Taiz ve batısındaki Hudeyde illerinde eylül ayının sonlarından bu yana hükümet güçleri ile Husiler arasında meydana gelen çatışmalarda 8 sivilin yaşamını yitirdiğini, onlarcasının yaralandığını açıkladı.Yemen'deki BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, eylül ayının sonlarından bu yana Hudeyde'de farklı zamanlarda yaşanan çatışmalarda 4 sivilin öldüğü, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 28 kişinin yaralandığı ifade edildi. Taiz ilinde yaşanan çatışmalarda ve top atışlarıyla düzenlenen saldırlarda da 4 sivilin hayatını kaybettiği, 26 sivilin yaralandığı kaydedildi. Açıklamada, BM Yemen İnsani İşler Koordinatörü Lise Grande'nin 'Yemenli masumlar, hala bu savaş yüzünden ölüyor ve sıkıntılara maruz kalıyor.' şeklindeki ifadesine yer verildi. Grande, özellikle yaklaşan kıtlık ve finans kaynaklarının azalmasıyla, çatışmaları sona erdirmek ve diyaloğa geçmek için masada siyasi seçeneklerin olduğuna dikkati çekti. BM kurumları, aylardır Yemen'deki insani yardım planı konusunda ciddi şekilde finans sıkıntısı yaşandığından şikayet ediyor ve milyonlarca insana yardım edilmesi için bağışçılara ivedilikle müdahale çağrısında bulunuyor.Grande daha önceki açıklamasında, BM'nin bu yıl Yemen'e yardım için talep ettiği 3,2 milyar dolardan yalnızca 1 milyar doların toplanabildiği bilgisini paylaşmıştı. Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de, İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.BM'ye göre dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı Yemen'de, nüfusun yüzde 80'i insani yardım ve korumaya muhtaç durumda bulunuyor.
İsrail'den Bahreyn'e İlk Ticaret Heyeti Ziyaret Gerçekleştirecek
KUDÜS (AA) - İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinden bir ticaret heyetinin bugün Bahreyn'e gideceğini duyurdu. Netanyahu, ofisinden yaptığı yazılı açıklamada, Bahreyn'e ilk kez ticaret heyetinin gideceğini ve heyete Ulusal Güvenlik Kurumu Başkanı Meir Şabat'ın başkanlık edeceğini belirtti. Netanyahu, Bahreyn'e gidecek heyetin üst düzey ülke yetkilileri ve ABD'lilerle yapacakları görüşmelerde havacılık, ulaştıma, teknoloji, sanayi, ticaret, finans, turizm, tarım, diplomatik ilişkiler, sağlık ve kültür konularını ele alacaklarını kaydetti.Netanyahu, ziyaret sırasında iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurulmasına ilişkin belgenin yanı sıra bir de protokol imzalanacağını ifade etti.
İsrail İle Bahreyn'in Diplomatik İlişkileri Başlatma Anlaşması Yapacağı İddiası
WASHINGTON (AA) - ABD'nin öncülüğünde Birleşik Arap Emirlikleri'yle (BAE) birlikte İsrail ile siyasi ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşması imzalayan Bahreyn'in bu kez İsrail'le ikili diplomatik ilişkilerin başlatılmasına yönelik ortak mutabakat imzalayacağı bildirildi. Amerikan Axios haber sitesinin ABD'li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, iki ülkenin bu pazar günü diplomatik ilişkilerin kurulması için masaya oturacağı ileri sürüldü.İki ülkeden de henüz resmi açıklama yapılmazken, kaynakların, Bahreyn'in tam teşekküllü bir anlaşma yerine şimdilik diplomatik ilişkilerin başlatılması için ortak bir mutabakat imzalamayı tercih edeceği aktarıldı. Anlaşmanın Manama'da imzalanacağı belirtilen haberde, İsrail ve Bahreynli yetkililerin yanı sıra ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin, Beyaz Saray Uluslararası Müzakereler Müsteşarı Avi Berkovitz'in de imza töreninde bulunacağı ifade edildi. Anlaşmada İsrail ile Bahreyn'nin diplomatik ilişkileri başlatıp iki ülkede elçiliklerinin açılmasının öngörüleceği vurgulanırken, aynı zamanda iki ülke arasında finans, yatırım, sivil havacılık, turizm, ticaret, bilim ve teknoloji ile sağlık ve tarım alanında iş birliğine ilişkin hükümlerin yer alacağı kaydedildi. 15 Eylül'de ABD'nin başkenti Washington'da BAE, Bahreyn ve İsrail arasında siyasi ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin bir anlaşma imzalanmıştı.
Fatf Gri Listesindeki Pakistan'ın Gözü Paris'teki Toplantıda
İSLAMABAD (AA) - İslamabad yönetimi, Pakistan'ı 2018'de gri listeye alan Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) gelecek hafta ülkenin statüsünü yeniden gözden geçireceği Paris'teki toplantısını bekliyor.Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zahid Hafız Çavdri, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) bünyesindeki FATF kriterlerinin yerine getirilmesi sürecinin devam ettiğini ve Pakistan'ın Eylem Planı'nı 2018'den beri uyguladığını belirtti.Çavdri, ülkesinin, FATF tarafından belirlenerek uluslararası standartlara getirilen Eylem Planı’na uygun önemli düzenlemeler yaptığını söyledi.Eylem Planı’na bağlı kaldıklarını vurgulayan Çavdri, planın tamamlanması için çaba sarfettiklerini kaydetti.Çavdri’nin açıklaması, İslamabad yönetiminin 21-23 Ekim’de Paris’te söz konusu Eylem Planı'na yönelik performansının ele alınacağı toplantının öncesinde geldi.İslamabad yönetiminin, söz konusu toplantıda 2018'de alındığı gri listeden çıkmayı umduğu belirtiliyor.Haziran'daki toplantı Kovid-19'dan ertelendiÖte yandan şubatta FATF, Eylem Planı’ndaki 27 maddeye uyum konusunda Pakistan’ın statüsünün gözden geçirileceği hazirana kadar İslamabad yönetimine süre vermişti.Haziran’da yapılması planlanan toplantı ise yeni tip koronavirüs (Kovid-19) dolayısıyla ertelenmişti.Pakistan parlamentosu ise eylülde FATF standartlarına uygun olarak 14 yasayı değiştirmişti. Diğer 13 madde ise daha önceden yerine getirilmişti.Pakistan 2018’den bu yana FATF’ın kara listesine alınmaktan Türkiye, Malezya ve Çin’in desteğiyle 2 defa kurtuldu.Pakistan 2018'de gri listeyen alındıFATF, 26 Haziran 2018’de Pakistan’ı 'teröre finansal destek sağladığı' ve 'kara para aklanmasını engelleyemediği' gerekçesiyle gri listeye almıştı.Gri listede yer almanın etkisi en çok ekonomik alanda görülüyor.Bu durum ülkelerin terörün finansmanını ve kara para aklamayı önleme yeteneği olmadığı anlamına geliyor ve bu yönüyle uluslararası finans piyasaları için risk taşıyor. Gri listede bulunan ülkelerin uluslararası bono ticareti, borç alma, havale alma veya gönderme ile uluslararası ticaret yapma yeteneği kısıtlanabiliyor ya da tamamen ortadan kaldırılabiliyor.Ancak 2012-2015 yıllarında gri listede yer alan Pakistan bu kısıtlamalara maruz kalmamıştı.OECD bünyesinde 1989'da kurulan FATF, kara paranın aklanmasıyla mücadeleye ilişkin tavsiye ve kuralları belirleyen bir örgüt. Türkiye'nin 1991'de üye olduğu FATF'nin 37 ülke ve 2 kurumdan oluşan toplamda 39 üyesi bulunuyor. Örgüt 11 Eylül saldırılarının yaşandığı 2001 yılından bu yana terörün finansmanının kontrolü görevini de yürütüyor.
Msb'den Faaliyetlere İlişkin Bilgilendirme Yapıldı:
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), operasyonlar neticesinde son bir ayda yurt içinde 46, yurt dışında 61 olmak üzere toplam 107 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşavirliğinde görevli Deniz Yarbay Nadide Şebnem Aktop tarafından bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.Aktop, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ülkenin ve milletin güvenliğini sağlamak amacıyla yurt içinde ve yurt dışında PKK/KCK/PYD-YPG başta olmak üzere DEAŞ dahil terör örgütlerine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti.Son bir ay içinde PKK/KCK terör örgütü mensuplarının yurt içine geçişini kısıtlamak, yurt içinde/dışında barınmasını engellemek ve eylem kabiliyetini yok etmek için, yurt içinde 5'i büyük çaplı, 8'i orta çaplı, yurt dışında 2'si büyük, 6'sı orta çaplı olmak üzere toplam 21 operasyon icra edildiğini bildiren Aktop, 'Operasyonlar neticesinde son bir ayda yurt içinde 46, yurt dışında 61 olmak üzere toplam 107 terörist etkisiz hale getirilmiştir.' diye konuştu. Aktop ayrıca, teröristler tarafından kullanılan 139 silah mevzisi, sığınak, barınak, mağara ve deponun kullanılmaz hale getirildiği bilgisini verdi.'Anlaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyor ve destekliyoruz''Diğer yandan, Irak Merkezi Yönetimi ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasında 9 Ekim'de imzalanan ve PKK'nın Sincar'daki varlığını sonlandırmayı amaçlayan anlaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyor ve destekliyoruz.' diyen Aktop, hudut güvenliğinin, alınan tedbirler artırılarak hudut birlikleri tarafından 7 gün 24 saat esasına göre sağlandığını vurguladı.Hudut birliklerine yönelik her türlü taciz ve saldırılara meşru müdafaa çerçevesinde tereddütsüz olarak karşılık verildiğinin altını çizen Aktop, PKK/PYD-YPG terör örgütünün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucu ile mücadeleye yönelik hudut hattında alınan tedbirler ve icra edilen operasyonlar neticesinde çok sayıda, silah, mühimmat ve yasa dışı malzeme ele geçirildiğini söyledi. Sınır kontrolleri kapsamında etkin tedbirler alınmaya devam edildiğini belirten Aktop, 'Ayrıca, 2020 yılı içerisinde Suriye hudut hattında 14 tünel tespit edilerek, bir daha kullanılamayacak şekilde imha edilmiştir.Sınır fiziki güvenlik tedbirleri kapsamında Suriye sınırında 832 kilometre, İran sınırında ise 139 kilometre olmak üzere toplam 971 kilometre Modüler Beton Duvar (MBD) inşa edilerek hudut emniyet tedbirleri artırılmıştır.' dedi.Aktop, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekat bölgelerinde TSK tarafından, Suriyelilerin huzur ve güvenliği ile hudutların emniyetinin sağlanması amacıyla faaliyetlerin büyük bir özveri ve kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi. 'Türkiye taahhütlerini yerine getirmekte'Türkiye'nin İdlib'de barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik 5 Mart 2020'de yapılan mutabakat çerçevesindeki taahhütlerini yerine getirdiğini ifade eden Aktop, Türkiye'nin ateşkesin muhafazası, masum insanların gönüllü, güvenli ve saygın şekilde evlerine dönebilmeleri ve yeni bir insanlık dramının yaşanmaması için gereken gayreti göstermeye devam ettiğini belirtti. Aktop, bu kapsamda, Rusya Federasyonu ile koordinasyon ve iş birliğinin de sürdürüldüğünü söyledi.'Bu kardeşlik bizim için vazgeçilmezdir'Azerbaycan'daki gelişmelere değinen Aktop, Ermenistan'ın, 27 Eylül 2020'de başlattığı acımasız saldırılarına, 10 Ekim'de ilan edilen ateşkese rağmen, doğrudan sivilleri ve yerleşim yerlerini hedef almak suretiyle devam ettiğini kaydetti. Aktop, sözlerini şöyle sürdürdü:'Ermenistan'ın anlaşmalarla yasaklanmış silah ve mühimmat kullanarak, masum sivilleri, sivil yerleşim yerleri ile kamu binalarını hedef alması aleni olarak savaş ve insanlık suçudur.Hedef gözetmeyen bu saldırılar esnasında, şu ana kadar 50'ye yakın Azerbaycanlı sivil hayatını kaybetmiş, 300'e yakın sivil yaralanmış, binlerce ev ve kamu binası kullanılamaz hale gelmiştir.Ermenistan, bu saldırılarıyla bir kez daha bölgede barış ve istikrarın önündeki en büyük engel olduğunu göstermiştir.Diğer yandan, Ermenistan'daki PKK /YPG'lilerin varlığına ilave olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir Korgeneralinin bölgede olduğu ve Ermeni milisleri ile PKK/YPG terör örgütü mensuplarını ve farklı ülkelerden paralı askerleri eğittiği bilgileri mevcuttur.Bölgede barış ve istikrarın tesisi için, Ermenistan bu terörist ve paralı askerleri geri göndermeli, saldırılarına ve Azerbaycan topraklarındaki haksız işgaline son vermelidir.'Azerbaycan'ın meşru müdafaa hakkı kapsamında, kendi halkını ve toprak bütünlüğünü korumak ve vatan topraklarını Ermeni işgalinden kurtarmak amacıyla kendi topraklarında başlattığı harekatı başarıyla sürdürdüğünü belirten Aktop, 'Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişki, gerçek kardeşlik ilişkisidir. Bu kardeşlik bizim için vazgeçilmezdir.Azerbaycan Türkü kardeşlerimizin haklı davasında bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yanlarında olacağız.Öz topraklarını Ermeni işgalinden kurtarırken şehit düşen kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.' ifadelerini kullandı.'TSK, barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam edecek'Doğu Akdeniz'deki gelişmelere de değinen Aktop, Oruç Reis araştırma gemisinin 12 Ekim'den itibaren, Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde daha önceden belirlenen program dahilinde faaliyetlerine yeniden başladığını, TSK tarafından Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de faaliyet gösteren ülkenin tüm sismik araştırma ve sondaj gemilerine refakat ve koruma görevine devam edildiğini bildirdi. Aktop, 'Türk Silahlı Kuvvetleri Ege'de, Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak, alaka ve menfaatlerini korumaya, Kıbrıs Adası'nda uluslararası garanti ve ittifak antlaşmaları doğrultusunda barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam edecektir. Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'den adeta dışlanarak bölgedeki doğal kaynakların paylaşılmasına yönelik girişimler kesinlikle kabul edilmeyecektir.' diye konuştu.Son dönemde kamuoyunun gündemine gelen NAVTEX mesajlarının seyir tehlikelerinin denizcilere ulaştırılmasını sağlayan bir seyir emniyet hizmeti olduğunu anlatan Aktop, bu hizmetin dünya üzerindeki 21 ayrı seyir bölgesinde uydu haberleşme sistemleri ve yer istasyonlarıyla sunulduğunu belirtti. Yarbay Aktop, şunları söyledi:'2009 yılında deklare ettiğimiz NAVTEX servis sahalarımız dahilindeki seyir uyarılarını, Samsun, İstanbul, İzmir ve Antalya'da bulunan dört istasyondan Türkçe ve İngilizce olarak yayınlamaktayız.Ancak bazı yayınlar, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından, uluslararası hukuka aykırı birtakım mesnetsiz iddiaları desteklemek maksadıyla, Türk NAVTEX servis sahası yetkisindeki bölgeleri de kapsayacak şekilde sistemin amacının dışında yapılmaktadır. Bu gibi durumlarda, bölgede yetkili NAVTEX istasyonumuz tarafından, düzeltici ve ikaz edici nitelikte NAVTEX'ler yayınlanmaktadır.Bu çerçevede, NAVTEX servis sahamız içerisinde uluslararası hukuka uygun olarak denizde can ve mal emniyetine yönelik sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz.'Salgınla mücadelenin de TSK'nın harekat, tatbikat ve eğitim ile tüm diğer faaliyetlerine ara vermeden ve Kovid-19 tedbirlerine sıkı bir şekilde uyarak sürdürüldüğünü belirten Aktop, bu çerçevede milli ve çok uluslu tatbikatların icrasına salgından etkilenmeden devam edildiğini bildirdi.Aktop, bu kapsamda 17-27 Ekim'de mayın harbi unsurlarının birlikte çalışabilirliğini geliştirmek amacıyla, İzmir Körfezi'nde, NATO Deniz Mayın Grubu, Romanya, Bulgaristan ve ABD unsurlarının katılımıyla, Türkiye'nin ev sahipliğinde Nusret Tatbikatı'nın icra edileceğini söyledi. Polatlı'da 18-21 Ekim'de Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri unsurlarının katılımıyla Ateş Serbest Faaliyeti'nin icra edileceğini bildiren Aktop, TSK envanterinde bulunan silah ve sistemlerle gerçek mühimmatın da kullanılacağı faaliyette, silah sistemlerinin etkinliğinin, ateş gücünün, personelin yüksek eğitim seviyesinin ve kuvvetler arası koordinasyonun ortaya konulmasının hedeflendiğini aktardı.Konya'da da 26 Ekim-6 Kasım'da ise Deniz ve Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı unsurlarının katılımıyla, tehdit altında personel kurtarmaya yönelik Milli Anadolu Ankası Tatbikatı'nın gerçekleştirileceğini belirten Aktop, TSK'nın harbe hazırlık durumunu en üst seviyede idame etmek, her yönüyle etkinliğini, caydırıcılığını ve saygınlığını sergilemek amacıyla milli ve çok uluslu tatbikatların icrasına devam edileceğini kaydetti.Aktop ayrıca, üstün nitelikli subay ve astsubayların yetiştiği Milli Savunma Üniversitesinin, 2020-2021 Eğitim ve Öğretim yılı faaliyetlerine salgınla mücadele tedbirlerine dikkat edilerek başlandığını bildirdi.FETÖ ile mücadelenin de ilgili kurumlarla koordineli olarak yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdürüldüğünü aktaran Aktop, bu kapsamda yürütülen soruşturmalar neticesinde 15 Temmuz 2016'dan bugüne toplam 20 bin 312 personelin TSK'dan ihraç edildiğini, 4 bin 682 personel hakkında ise adli ve idari süreçlerin devam ettiğini açıkladı. Yarbay Nadide Şebnem Aktop, 'Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetleri önümüzdeki dönemde de dosta güven, düşmana korku veren yüksek eğitim seviyesini idame etmek ve geliştirmek,sahip olduğu imkan kabiliyetleri ve ateş gücünü caydırıcı bir biçimde ortaya koymak,dost ve müttefik ülkelerle askeri iş birliğini geliştirmek maksatıyla yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetlerini sürdürecek,bölge ve dünya barışına değerli katkılar sunmaya devam edecektir.' dedi.
Lonca'dan Mezun Olan Girişimci Ekip Sayısı 49'A Ulaştı
İSTANBUL (AA) - Katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk’ün yeni fikirleri destekleyip geliştirerek ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği Lonca Girişimcilik Merkezi’nde beşinci dönem programı tamamlandı. Kuveyt Türk'ten yapılan açıklamaya göre, yenilikçi iş fikirlerinin geliştirilip ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla Kuveyt Türk tarafından 2017’de kurulan Lonca Girişimcilik Merkezi, beşinci dönem mezunlarını verdi.Kuveyt Türk Bankacılık Üssü’nde düzenlenen ve Teknoloji İletişimcisi ve Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Sertaş Doğanay’ın misafir konuşmacı ve moderatör olarak eşlik ettiği Lonca Demoday etkinliği, pandemiden dolayı misafirlere kapalı gerçekleşti ancak online platfromlardan canlı olarak yayınlanarak 10 binden fazla kişinin erişimine sunuldu. Lonca Girişimcilik Merkezi'nin beşinci döneminden mezun olan 9 girişimci ekip ise Çember, Goldtag, Akıllıfon, Wallids, StrixEye, Ayonvi, Preticks, AlmanPay ve Jetlexa oldu. 40 bin TL’ye kadar hibe desteği verildiGirişimcilerin sadece projelerine odaklanmasını önemseyen Lonca Girişimcilik Merkezi, ekiplere 40 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği verdi.Dijital ortamda tasarlanan ve kamp şeklinde organize edilen eğitimlerin de eklendiği hızlandırma programında, girişimlere ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım imkânı, 5 bin dolarlık sanal sunucu desteği, pazarlama ve tanıtım desteği Lonca Girişimcilik Merkezi’nin sunduğu ayrıcalıklar arasında yer aldı. Lonca girişimcileri ayrıca startup’lara yatırım amacıyla kurulan Teknogirişim Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na başvuru konusunda da önceliğe sahip olacak. Bunların yanı sıra Lonca Girişimcilik Merkezi İTÜ ARI Teknokent ile iş birliği kapsamında “BİGG Uygulayıcı Kuruluş” olduğundan, Lonca Girişimleri, TÜBİTAK’ın her yıl 300’den fazla genç girişimciye verdiği 200 bin TL hibeden de faydalanma fırsatını yakalıyor. “Genç beyinlere destek olmaya devam edeceğiz”Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Genel Müdür Yardımcısı ve Lonca Yönetim Komitesi Başkanı İrfan Yılmaz, şunları kaydetti: “Kuveyt Türk olarak ülkemize ve ülke ekonomisine değer katmak için startup'lara yardımcı olmaktan ve onlara rehberlik etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Lonca Girişimcilik Merkezi’ne bugüne kadar 1.500’ün üzerinde başvuru aldık. Bu döneme özel sadece FinTech alanında başvuru kabul ettik. Çok yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Yüzlerce başvurunun arasından 9 girişimi seçtik. İlk dört dönemde toplam 40 girişimciyi Lonca’dan mezun etmiştik. Bu mezuniyet törenimizle bu sayıyı 49’a yükseltmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Sürekli eğitim ve gelişim ilkesi doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Lonca Girişimcilik Merkezi, kuruşunun üzerinden sadece 3 yıl geçmiş olmasına karşın ülkemizin en etkin kuluçka merkezi ve girişim hızlandırma programları arasına girme başarısı gösterdi. Lonca gibi merkezlerin toplumumuza, ülkemizin ekonomisine ve geleceğe yapılmış en önemli yatırımlardan biri olduğuna inanıyor ve bu merkezlerin sayısının artmasını temenni ediyoruz. Önceki dönemlerde olduğu gibi beşinci dönemimizden mezun olan girişimcilerimizle de çeşitli platformlarda bir arada olmaya devam edeceğiz. Bu merkezimiz ile gelecekte de inovatif teknolojileri geliştirmek ve yeni ürünlerle ülke ekonomisine katkı sağlamayı amaçlayan girişimcilere destek olmayı sürdüreceğiz.”Beşinci dönem eğitimlerini tamamlayan 9 startup ve faaliyet alanlarıLonca Girişim Merkezi’nin beşinci dönem eğitimlerini tamamlayan 9 startup ve faaliyet alanları şöyle:'Çember: Birikim yapmak isteyen insanları bir araya getirerek ortak bir hedef için para biriktirmelerini sağlayan bir sosyal birikim uygulaması. www.cemberapp.comAkıllıfon: Yapay zekâ tabanlı portföy optimizasyon ve robo danışmanlık platformu. www.akillifon.comGoldtag: Uygun fiyatla altın alım-satımı, diğer kullanıcılara kolayca altın transferi yapma ve özel günler için etkinlik oluşturup altın hediye gönderimine imkan sağlayan dijital bir kuyumcu. www.goldtag.orgWallids: Bulut tabanlı olup yapay zekâ algoritmasıyla çalışan bir siber güvenlik yazılımı. www.wallids.comStrixEye: Bir web uygulamasına gelen tüm istekleri gerçek zamanlı olarak analiz edip anomali tespiti yapan ve ürettiği bulguları bir monitoring servisi olarak sunan bir PaaS ürünü. www.strixeye.comPreticks: Finansal haberleri makine öğrenmesiyle sınıflandıran ve artması öngörülen şirket hisselerinin mobil bildirimlerle kullanıcılara haber verilmesini sağlayan bir servis. www.preticks.comAlmanPay: İnternet üzerinden yapılan ödemelerin ve aboneliklerin güvenli bir şekilde yönetilmesini sağlayan harcama yönetim platformu. www.almanpay.comAyonvi: Marketlerde, akıllı alışveriş arabasıyla ürünleri kolayca okutup kasaya gitmeden ödeme yapmayı sağlayan bir uygulama. www.ayonvi.comJetlexa: Sıklıkla ihtiyaç duyulan hukuki belgelerin hazırlanmasını otomatikleştiren sözleşme otomasyon yazılımı. www.jetlexa.com'
İstanbul'da Terör Örgütü Deaş'a Yönelik Operasyonda 14 Şüpheli Yakalandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 14 şüpheli gözaltına alındı.Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, DEAŞ ile bağlantılı radikal unsurların faaliyetlerini engellemeye yönelik yürüttükleri çalışmalar kapsamında örgüte eleman aktarımı ile finans sağladıkları, geçmiş dönemde DEAŞ saflarında çatışma bölgelerinde faaliyet gösteren kişilerle iltisaklı oldukları değerlendirilen şüphelileri yakalamak için kentte 10 ilçede 17 adrese eş zamanlı baskın düzenledi. Operasyonda 14 şüpheli yakalandı.Adreslerde yapılan aramada ise sahte olduğu değerlendirilen pasaportlar, dijital malzemeler, para sayma makinası ve 62 bin 100 dolar ele geçirildi.Gözaltına alınan şüphelilerin, emniyetteki işlemleri sürüyor.
Çin, ABD'yi Yaptırımlarla Uluslararası İlişkilerin Normlarını İhlal Etmekle Suçladı
ANKARA (AA) - Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cao Licien, Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde uygulamaya konulan yeni yasalar nedeniyle Hong Konglu yetkilileri ve Çinli kuruluşları hedef alan ABD yaptırımlarına tepki gösterdi.Çin'in resmi yayın organlarından Global Times'ın haberine göre, Sözcü Cao, 'Çin, ABD'nin yaptırım kararına şiddetle karşı çıkıyor ve şiddetle kınıyor.' dedi.Cao, ABD'nin Hong Konglu yetkililere yönelik yaptırım kararını eleştirerek, 'Bu tür uygulamalar, uluslararası hukukun ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını ciddi şekilde ihlal ediyor ve Çin'in iç işlerine ciddi şekilde müdahale ediyor. ABD hatasını derhal düzeltmeli.' ifadelerini kullandı.Ayrıca, Cao, Washington yönetiminin e-ticaret devi Alibaba Group bünyesinde yer alan Ant Group'un kara listeye alınması teklifine de tepki göstererek, 'Çin, yabancı firmaları kısıtlamak için ulusal gücü kötüye kullanan zorbalıklara şiddetle karşı çıkıyor. Çinli firmaların meşru çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri alacağız.' değerlendirmesinde bulundu.ABD Dışişleri Bakanlığı, dün, Kongreye 'Hong Kong'un otonomluğunu baltaladıkları ve Hong Kong halkının ifade ve toplanma özgürlüğünü kısıtladıkları' gerekçesiyle aralarında Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam'in de olduğu 11 kişiyi hedef alan bir rapor sunmuştu.Raporda, Carrie Lam başta olmak üzere halihazırda yaptırım uygulanan 10 kişiyle 60 gün içinde kayda değer ticari işlemler yapan finans kurumlarının tespit edileceği kaydediliyor.Yaptırım listesine alınanlar arasında Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, Hong Kong Polis Gücü Komiseri Chris Tang Ping-keung, Hong Kong'un eski Emniyet Müdürü Stephen Lo Wai-chung ve bazı Hong Konglu üst düzey yöneticiler yer alıyordu.Yaptırımlar kapsamında söz konusu kişilerin ABD'deki mal varlıklarına el konulurken, ABD'dekilerin de bu kişilerle iş yapması yasaklanmıştı.Hong Kong’da yürürlüğe giren yeni güvenlik kanunuÇin'in en üst düzey yasama organı Ulusal Halk Kongresi (UHK) Daimi Komitesinde 30 Haziran'da oy birliğiyle kabul edilen yasa, Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından da imzalamıştı.
Devleti yıkmaya teşebbüs, vatana ihanet ve ulusal güvenliği tehlikeye atan eylemleri yasaklayan ilgili yasa, Çin hükümetinin onayı sonrasında Hong Kong yerel hükümetinin resmi gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmişti.
Yasa, içeriği itibarıyla asıl olarak Haziran 2019'da suçluların Çin'e iadesini öngören yasa tasarısına karşı başlatılan ve yıl sonuna kadar yoğun kitle protestolarıyla sürdürülen hükümet karşıtı protesto hareketini hedef alıyor.
Yasa ile Çin medyası tarafından 'Hong Kong’un vatan hainleri' olarak yansıtılan muhalif gazeteciler, iş adamları ve aktivistlerin ulusal güvenlik gerekçesiyle yargılanmalarının önü açılırken, bu kapsamda yasaklanan suçları işleyenlere 3 yıldan müebbete kadar hapis cezası verileceği belirtiliyor.
Bakan Varank, Türk-Macar Yapay Zeka Ve Yüksek Teknoloji Konferansı'nda Konuştu:
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'nin kamu, özel sektör ve akademi ortaklığıyla hazırlanan Ulusal Yapay Stratejisi'nin yakında açıklanacağını belirterek, 'Stratejimizde yapay zeka politikalarının yetenek geliştirme, bilimsel araştırma, etik, kapsayıcılık ve dijital altyapı yönlerine özel bir vurgu yapıyoruz. Stratejik hedeflerimizi ve öncelikli alanlarımızı belirledik.' dedi.Bakan Varank, Macaristan Yenilikçilik ve Teknoloji Bakanı Laszlo Palkovics'in de katılımıyla dijital platformda gerçekleştirilen Türk-Macar Yapay Zeka ve Yüksek Teknoloji Konferansı'nda yaptığı konuşmada, gelişen teknolojilerin tüm ülkeleri proaktif ve yenilikçi olmaya zorladığını söyledi. Etkinliğin Türk-Macar iş birliğini yeni bir düzeye taşımada önemli bir rol oynayacağını ifade eden Varank, yapay zeka politikalarında ABD ve Çin gibi ülkelerin yaptığı çalışmalara dikkati çekti. Varank, 'Bu alana yeterince dikkat göstermezsek geride kalacağız. Paradigma değiştirecek bu gerçeklik için erken harekete geçmeliyiz. Sosyal refah, insani değerler, adil bir yasal yapı, uygun ekosistem ve yatırım teşvik mekanizmalarını destekleyecek bütünsel bir yapay zeka politikası hazırlamak politika yapıcılar olarak bizim temel sorumluluğumuz.' diye konuştu.Varank, yapay zeka alanında uluslararası standartlar ve etik normların tüm ülkelerin katılımıyla belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.'Stratejik hedefleri ve öncelikli alanlarımızı belirledik'Yapay zeka konusunda uluslararası çalışmaları yakından takip ettiklerini vurgulayan Varank, Türkiye'nin 47 üye devletin bulunduğu Avrupa Konseyi Yapay Zeka Komitesi toplantılarına aktif olarak katıldığını bildirdi.Varank, Türkiye'nin kamu, özel sektör ve akademi ortaklığıyla hazırlanan Ulusal Yapay Stratejisi'nin yakında açıklanacağı bilgisini vererek, 'Stratejimizde yapay zeka politikalarının yetenek geliştirme, bilimsel araştırma, etik, kapsayıcılık ve dijital altyapı yönlerine özel bir vurgu yapıyoruz. Stratejik hedeflerimizi ve öncelikli alanlarımızı belirledik. Umuyorum ki yapay zeka ekosistemimiz için güçlü bir çerçeve oluşturacağız.' ifadelerini kullandı.Ulusal Yapay Zeka Enstitüsünü de yapılandırma sürecinde olduklarını belirten Varank, söz konusu enstitünün, araştırmacıları, özel sektör şirketlerini, girişimcileri ve kamu kurumlarını bir araya getireceğini söyledi.Varank, enstitüde araştırma bölümleri, yetkinlik merkezleri ve birlikte geliştirme laboratuvarlarının bulunduğu 3 katman oluşturmayı planladıklarını vurgulayarak, 'Böyle bir yapı, yapay zeka politikalarının çok disiplinli bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu açıkça işaret ediyor. Ekosistem genelinde rekabet öncesi iş birliği imkanları oluşturup, yapay zeka çıktılarımızın etkisini artıracağız. Enstitüdeki birlikte geliştirme vizyonumuz, dış paydaşların da ekosistemin parçası olmasını destekliyor.' değerlendirmesinde bulundu.'İnsan kaynağına yatırım temel önceliğimiz'İnsan kaynağına yatırım yapmanın da bu alandaki temel önceliklerden biri olduğuna dikkati çeken Varank, yakın zamanda 4 üniversitede 'Yapay Zeka' bölümü kurulduğunu anımsattı.Varank, geçen yıl başlatılan Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı'na da değinerek, 'Programla yapay zekaya ilişkin alanlara da burs veriyoruz. Büyük veri, doğal dil işleme, görüntü işleme, otonom sürüş ve ses tanıma bu alanlardan sadece birkaçı.' dedi.Ayrıca, Ar-Ge ve inovasyona öncelik veren araştırma faaliyetlerini de teşvik ettiklerini belirten Varank, şöyle konuştu:'Türkiye, yapay zeka alanındaki yayın sayısına göre dünyada 16'ncı sırada yer alıyor. Ulusal araştırma enstitümüz TÜBİTAK, son 10 yılda yaklaşık 2 bin yapay zeka projesine fon sağladı. Bu projeler, derin öğrenme, makine öğrenimi, karar destek sistemleri, e-ticaret ve büyük veriyle ilgili olanları kapsıyor.' Varank, teknoloji tabanlı girişimlere de finansal destek sağladıklarını ifade ederek, kısa süre önce erken aşama girişimlerinin finansa erişimi için Teknoloji ve İnovasyon Yatırım Fonunu kurduklarını anımsattı.Yapay zeka uygulamalarının günlük hayata daha fazla entegre edilmesi için paydaşlarla çalışıldığına işaret eden Varank, 'Dijital Dönüşüm Ofisimiz yapay zeka tabanlı 'Türk Beyin Projesi'ni yürütüyor. Bu proje, beyin MR görüntülerindeki anormallikleri kısa sürede başarıyla tespit ederek hekimlere yardımcı oluyor. Bu gibi insan merkezli çözümleri sağlık, finans, eğitim gibi alanlara yaymayı planlıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.'Macaristan ile yapay zeka alanında birlikte çalışabiliriz'Varank, Türkiye ve Macaristan'ın yapay zeka konularında benzer yaklaşımları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Veri üretiminden ortak ürünler geliştirmeye kadar yapay zeka değer zincirindeki tüm alanlarda birlikte çalışabiliriz. Araştırma kurumlarımız, yapay teknolojilerin gelişimini teşvik etmek için ortak proje çağrıları başlatabilir. Avrupa Birliği kapsamındaki projelerde büyük bir iş birliği potansiyelimiz var. AB'nin bir sonraki çok yıllı mali planı bize yeni iş birliği fırsatları sunuyor. Digital Avrupa Programı, süper bilgisayarlar, yapay zeka, siber güvenlik, yüksek dijital beceriler ve dijital inovasyon merkezleri alanlarında yatırımları artıracak. Türkiye olarak bu programa katılmayı değerlendiriyoruz. Bu kapsamda Macaristan ile birlikte yeni ortaklıklar kurabilir ve ortak uygulamaları destekleyebiliriz.'İki ülke arasında, tecrübe aktarımı ve insan kaynağı değişimi gibi alanlarda büyük fırsatlar olduğuna dikkati çeken Varank, 'Macaristan ile açık iletişim kanalları kurmayı ve birlikte büyümeyi umuyoruz. Ülkelerimiz arasında yapay zeka ve dijital ekonomi alanlarında potansiyel iş birliği fırsatlarını tartışabileceğimiz yeni bir çalışma grubu kurmayı öneriyorum. Kapımız araştırmacılara ve iş insanlarına da her zaman açık olacak.' dedi.
İsedak Sermaye Piyasası Düzenleyicileri Forumu Yıllık Toplantısı Gerçekleştirildi
İSTANBUL (AA) - İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) tarafından düzenlenen Sermaye Piyasası Düzenleyicileri Forumu'nun 9'uncu yıllık toplantısı 13-14 Ekim'de çevrimiçi olarak gerçekleştirildi.Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) açıklamasına göre, İSEDAK'a üye ülkelerin sermaye piyasası kurumlarına yönelik düzenlenen foruma Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Filistin, İran, Kuveyt, Lübnan, Malezya, Maldivler, Pakistan, Tunus, Türkiye ve Ürdün'den yetkili otoritelerin temsilcileri katıldı. Öte yandan Arap Sermaye Piyasası Düzenleyici Otoriteleri Birliği, Batı Afrika Ülkeleri Merkez Bankası, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik, Sosyal Araştırma Eğitim Merkezi (SESRIC) ve İSEDAK Koordinasyon Bürosu da foruma katılım sağladı. Forumun bu yılki toplantısında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında ülkelerin sermaye piyasası otoritelerinin finansal piyasalarının işleyişine ilişkin aldığı tedbirler, Kovid-19 sonrası sürdürülebilirlik ve finansal teknolojiler (FinTech) alanında beklenen değişimler, İSEDAK Gayrimenkul Değerler İşlem Linki (Crescent Link), İslami Finans-FinTech çalışmaları, Azerbaycan Merkez Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından gerçekleştirilen teknik iş birliği çalışmaları değerlendirildi.Temel amacı 'İİT'ye üye ülkelerde sermaye piyasası alanındaki düzenleyici otoritelerin idari kapasitelerinin artırılması, sermaye piyasaları ve muhtemel iş birliğinin geliştirilmesi' olan foruma ve toplantıya ilişkin bilgilere 'http://www.comceccmr.org' bağlantısından ulaşılabiliyor.
"Girişimci Kadınlar,  Büyümenin Ve Kalkınmanın Önemli Aktörleri Konumunda"
İSTANBUL (AA) - ÇİĞDEM ALYANAK - Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, kadınların ürettiği ve hayata geçirdiği projelerin bilim, sanayi, endüstri, teknoloji gibi alanlarda da görünürlük kazanmasıyla, kadınların çalışma hayatına katılımı ve kadın iş gücü oranının giderek arttığını belirterek, 'Yani bugünün Türkiye'sinde girişimci kadınlar, ortaya çıkartacakları yeni ekonomik değerler ve fırsatlarla, büyümenin ve kalkınmanın önemli aktörleri konumunda.' dedi.Kadınların girişimcilik yeteneklerinin artırılması, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmeleri amacıyla, TÜBİTAK Marmara Teknokent, KADEM, Bilişim Vadisi ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) iş birliğiyle 5-23 Ekim tarihleri arasında 5. İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı düzenlendi. 'Bir Fikrim Var ve Ona Hayat Vermek İstiyorum' diyerek 22 Şubat-30 Ağustos 2020 tarihleri arasında başvuruda bulunan 235 proje arasından seçilen 30 kadın girişimci bu kampta, Girişimcilik ve Start Up Ekosistemi, Start Up Analizi ve Teknolojik Olgunluk, Girişimcilikte Liderlik, İş Fikirleri Swot Analizi, İş Hukuku ve Mentörlük gibi pek çok başlık altında eğitim ve uygulamadan yararlanma imkanı elde etti. KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, 'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın önemi, kadın girişimcilere kattığı kazanımlar, bu kampta verilen eğitimler ve Türkiye'deki kadın girişimci potansiyelini AA muhabirine değerlendirdi. 'Kadınları, girişimcilik yolculuklarında desteklemek istedik'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın kurulma amacına ilişkin bilgi veren Gümrükçüoğlu, KADEM olarak 2015 yılında İnovasyonda Kadın Projesi'ni hayata geçirirken öncelikle kadın girişimcilere ulaşarak, bir iş kurmaya niyetli olan ya da işini kurmuş ama henüz hayal ettiği başarıya ulaşamamış kadınlara inovasyon yeteneğini kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. Girişimci kadınlara, inovatif fikirlerini teşebbüse dönüştürebilmeleri için ihtiyaç duydukları her konuda rehberlik yapmak, onları girişimcilik yolculuklarında desteklemek istediklerini belirten Gümrükçüoğlu, 'Bu alanda ülkemizde ve dünyada eksiklikler olduğunu gördük. Günümüzde başarılı işletmeler kurmanın ve ekonomiye katma değer üretmenin yolu artık doğru işi doğru şekilde ve doğru zamanda piyasa ile paylaşmaktan geçiyor. Biz de herkesin kendi 'doğru'sunu bulabilmesi için girişimci kadınlara vizyon katmaya çalışıyoruz.' dedi. Bu yıl, TÜBİTAK Marmara Teknokent yürütücülüğünde, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Bilişim Vadisi, TOBB ETÜ iş birliğiyle hayata geçirdikleri bu proje ile kadınların sektörel girişimcilik yeteneklerinin artmasını ve bu sayede yeni istihdam alanlarının oluşmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini aktaran Gümrükçüoğlu, bu proje sayesinde kadın girişimciliğini daha da yaygınlaştırmak istediklerini ifade etti. İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın kadın girişimcilere kattığı kazanımlara değinen Gümrükçüoğlu, sözlerine şöyle devam etti:'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'na katılan bir hayali yahut parlak bir fikri olan kadınlar, öncelikle yeteneklerinin farkına varıyor ve bu yolda yalnız olmadıklarını görüyorlar. Bu proje sayesinde, fikirlerini ve hayallerini projeye dönüştürmüş, projelerini hayata geçirerek kendi işlerini kurmuş, ulusal ve uluslararası ödüller almış kadınların başarı hikayelerine şahit oluyorlar. Kadınların girişimcilik alanında rol modeller tanımaları, üstelik bu rol modellerin de kadınlar arasından seçilmesi onları cesaretlendiriyor. Kendileri gibi girişimci olan kadınların başarı hikayeleriyle karşılaşmak dahi istek ve öz güvenlerinin artması noktasında çok önemli bir motivasyon kaynağı.Katılımcılar, kamp süresince fikirlerini nasıl geliştirebilecekleri, sektörde kendilerine nasıl yer bulacakları ile ilgili de bilgi ve tecrübe ediniyorlar. Fikir bulma, planlama, teşebbüs ve uygulamaya dair 2 hafta boyunca akademisyenler ve alanında uzman eğitmenler tarafından eğitim alıyorlar. Seçilen 5 kadın girişimcinin kendi şirketini kurması, TÜBİTAK ve KOSGEB'in verdiği desteklerden herhangi birini alması durumunda biz de KADEM olarak her girişimciye 25 bin TL destek sunuyoruz. Ayrıca TÜBİTAK Marmara Teknokent Kuluçka Merkezi (MARTEK) de katılımcılara proje çalışmaları için ilk bir yıl ücretsiz yer tahsisinde bulunuyor.'Süreç içerisinde ise KADEM olarak kadın girişimcilerin temel problemlerini gözlemleme imkanı bulduklarını ve çözüm üretme noktasında yeni adımlar atmaya başladıklarını aktaran Gümrükçüoğlu, 'Örneğin, kadın girişimcilerin en çok sorun yaşadıkları konunun ticarileşme olduğunu, içeriği güçlü olan projelerin dahi ticarileştirme aşamasında ilerleme kaydetmesinin zorluklarını gördük. Bu sebeple kendi projelerini hayata geçirmeye başladıklarında da girişimcileri yalnız bırakmıyor, onları bir yıl boyunca desteklemeye devam ediyoruz. Verilen her desteğin ülkemiz için faydaya dönüşerek, gerek dünyada gerek yurt içinde gurur kaynağımız olduğuna şahitlik ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Kadın girişimcilere kampta verilen eğitimleri anlatan Gümrükçüoğlu, 'TÜBİTAK Marmara Teknokent hakemleri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda projeleri seçilen ve girişimcilik kampına girmeye hak kazanan kadın girişimciler, alanlarında uzman akademisyenler, eğitmenler, girişimciler tarafından verilen finans ve pazarlama eğitimlerini de içeren geniş bir yelpazede girişimcilik dersleri alıyorlar. Ticari süreç içinde önlerine çıkacak her türlü sorunu çözmeye yönelik donanıma sahip oluyorlar.' dedi.Gümrükçüoğlu, bu yıl salgın sebebiyle online olarak gerçekleştirdikleri kampta kadınlara; Girişimcilikte Potansiyeli Hayata Geçirmek, Girişimcilikte İş Modeli Geliştirme, Proje Döngüsü, Girişimcilikte Pazar Analizi, Girişimcilikte Pazarlama, Değer Teklifi Oluşturma, Girişimcilik ve Start up İş Planı Geliştirme Dinamikleri, İş Planı Sunum Hazırlama, Girişimcilikte Maliyet Analizi, Ulusal ve Uluslararası Fikri Mülkiyet Süreçleri, Girişimciler İçin İletişim Atölyesi, Girişimcilikte Güçlükleri Aşmak ve Liderlik, Girişimcilikte Fizibilite eğitimlerinin verildiğini söyledi. 'Kadınların çalışma hayatına katılması, gelişen ekonomiler için stratejik zorunluluk haline geldi'Türkiye'deki kadın girişimci potansiyelini değerlendiren Gümrükçüoğlu, şunları dile getirdi:'Dünyada ve ülkemizde ekonomik kalkınma, girişimciliği de kapsayan önemli bir başlık. Özellikle son yıllarda girişimciliğin kadınları güçlendiren çalışma alanlarından biri haline geldiğini ve başarılı kadın girişimcilerin sayısının arttığını görüyoruz.Günümüzde iş dünyasına katılımı yetersiz olan, bilgi, beceri ve yeteneğinden yeteri kadar yararlanılmayan kadınların, çalışma hayatına büyük oranda katılması ve daha etkin rol alması, gelişen ekonomiler için stratejik zorunluluk haline geldi. Çünkü kadınların iş gücü piyasasında var olması, ekonomiye ivme kazandıracaktır. Ekonomisi güçlenen Türkiye dünyada dengelerin değişmesine vesile olacak, ülkemizin uluslararası arenada itibar kazanması sağlanacaktır. Bu sebeple kadın girişimciliğinin, yeni iş sahaları oluşturması ve yeni istihdam fırsatları yaratması açısından çok ciddiye alınması gerekiyor.'Türkiye'de 2002 yılında kadın girişimcilerin oranı yüzde 4 iken bugün bu oranın yüzde 8,8 olduğunu belirten Gümrükçüoğlu, 'Son yıllarda bu durumun önemi, toplumun her kesimi tarafından hızla kavranmaktadır. KADEM’in İnovasyonda Kadın projesine de 2016 yılında 150 girişimci başvuruda bulunmuştur. 2017 yılında bu sayı 200'e 2019 yılında ise 275'e ulaştı. Bu yıl ise projeye başvuran kadın girişimci sayısı 235'tir. Yani fikirlerini projeye dönüştürmek ve girişimci olmak için alan ve imkan arayan kadınlar, bu proje vesilesiyle hayallerini gerçekleştirebilmektedir. Kadınlardaki girişimcilik potansiyelini ve isteğini görmek bizim için çok kıymetli, ülkemiz için ise son derece umut verici.' dedi.Toplumda kadın girişimcilerin kendi yetenek ve potansiyellerini el işi, yemek sektörü, tekstil gibi sınırlı alanlarda ortaya koyabileceklerine dair bir algı olduğunu ifade eden Gümrükçüoğlu, 'Ama bugün bilişim ve teknolojinin, kadın girişimciler için de önemli fırsatlar içerdiğini ve kadınların bu alanda da başarılı bir şekilde yer edindiğini görüyoruz. Kadınların ürettiği ve hayata geçirdiği projelerin bilim, sanayi, endüstri, teknoloji gibi alanlarda da görünürlük kazanmasıyla, kadınların çalışma hayatına katılımı ve kadın iş gücü oranı giderek artıyor. Yani bugünün Türkiye'sinde girişimci kadınlar, ortaya çıkartacakları yeni ekonomik değerler ve fırsatlarla, büyümenin ve kalkınmanın önemli aktörleri konumunda.' değerlendirmesinde bulundu.Kadın girişimcilerin kendilerine sağlanan destekler konusunda bilgi sahibi olmaları ve bu imkanlardan yararlanabilmeleri noktasında Türkiye'nin önemli bir yol kat ettiğini aktaran Gümrükçüoğlu, 'Devletin kadın girişimciliğine yönelik politikaları, yayınlar, üniversitelerin yaptığı çalışmalar, sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği eğitim ve destek programları sayesinde kadınların da bilinç ve farkındalığı arttı.' dedi.'Hayal etmeye, fikir üretmeye ve çalışmaya devam edin'KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Gümrükçüoğlu, kadın girişimci adaylarına şu mesajı verdi:'Kadın girişimci adaylarına KADEM Yönetim Kurulu Başkanı olarak şunu söylemek isterim: Hayal etmeye, fikir üretmeye ve çalışmaya devam edin. 'Bir Fikrim Var' diyen herkesi İnovasyonda Kadın projemizde görmek ve kampımızda ağırlamak istediğimizi, başarılarına katkı sağlamaya ve karşılaştıkları engelleri aşmaları için onlara rehberlik etmeye devam edeceğimizi özellikle sizin vesilenizle de vurgulamak istiyorum. Ödül törenimiz de online olacak. Herkesi toplantımıza davet ediyorum. Törenimizin ardından biz yeniden, projemizin yeni dönem başvuruları için ilana çıkacağız. İnovasyonu hayatının merkezine yerleştiren tüm kadınlardan yeni projelerini bekliyoruz.' İnovasyonda Kadın projemize başvuran, kamplarımıza katılan ve ödül alan projelere baktığımızda iyi ki bu yola çıkmışız diyoruz. Bugün geldiğimiz noktada artık biliyoruz ki, bir fikri ve hayali olan, bir şeyler yapmak isteyen ama nereden ve nasıl başlayacağını bilmeyen, imkan bulamadığı için projesini teşebbüse dönüştüremeyen ve destek bekleyen daha pek çok kadın var. Kadınların girişimcilik konusunda ne kadar geniş ve yaratıcı hayalleri olduğunu heyecanla müşahede ettiğimiz bu 5 yıllık süreçte, onların ilgi ve yeteneklerini, organizasyon gücünü, sabır ve çalışkanlıklarını da bir kez daha gördük. Teşvik edildiklerinde ve destek gördüklerinde neleri başarabildiklerini gururla takip ettik.'