2026 Türkiye Ekonomisi ve Finansal Okuryazarlık: 5 Kritik Soru, 5 Derin Cevap
2026 Türkiye ekonomisi denge ve dezenflasyon sürecine girerken bireysel refahın anahtarı finansal okuryazarlıkta yatıyor. Yüksek faiz ve fiyat düzeyinde reel getiri elde etmek, borçlanmayı kontrol altında tutmak kritik önem taşıyor. Ekonomist Şevket Sayılgan'dan 2026 için 5 kritik soruya 5 derin cevapla ekonomik bağımsızlığınıza giden yol haritasını keşfedin.
Soru 1: Finansal okuryazarlık neden 2026 Türkiye ekonomisinde her zamankinden daha önemli hale geldi?

Cevap:
2026 yılına girerken Türkiye ekonomisi dezenflasyon sürecinin orta aşamasında bulunuyor. 2024 ortasında %75’lere yaklaşan yıllık enflasyon oranı, sıkı para politikası ve kredi koşullarındaki daralma sayesinde 2025 sonunda %30 bandına geriledi. Ancak bu gerileme fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor; artış hızının yavaşladığını gösteriyor. Bu kritik ayrımı anlayabilmek finansal okuryazarlığın temelidir.
1. Enflasyon Geriliyor Ama Fiyat Seviyesi Yüksek
Enflasyonun düşmesi, geçmişte oluşmuş fiyat seviyesini aşağı çekmez. Örneğin:
2022–2023 döneminde kira fiyatları yaklaşık 3 kat arttı.
2024’te gıda fiyatları yıllık bazda %60’ın üzerinde yükseldi.
2025 sonunda manşet enflasyon %35 civarına gerilemiş olsa bile, 2022’ye göre fiyat seviyesi 4 kata yakın artmış durumda.
Dolayısıyla 2026’da hanehalkı için temel sorun “fiyat artış hızı” değil, “yüksek fiyat düzeyi” olacak.
Finansal okuryazarlık burada devreye girer:
Nominal gelir artışı ile reel gelir artışı arasındaki farkı bilmek
Kredi faizinin enflasyonla ilişkisini anlamak
Mevduat faizinin reel getirisini hesaplayabilmek
Örneğin 2026 başında mevduat faizleri %40 civarında, enflasyon beklentisi %25 ise reel faiz yaklaşık +%15’tir. Bu, tasarruf sahibinin reel kazanç sağladığı anlamına gelir. 2022–2023 döneminde ise reel faizler negatife yakındı; tasarruf sahibi fiilen kaybediyordu.
2. Yüksek Faiz Ortamı ve Kredi Davranışı
2026’da politika faizi %35–40 bandında seyrediyor varsayalım. Ticari kredi faizleri %45–50, bireysel kredi faizleri %55 seviyesinde olabilir.
Finansal okuryazarlık şunları gerektirir:
Basit faiz ile bileşik faiz farkını bilmek
24 ay vadeli kredi ile 12 ay vadeli kredi arasındaki maliyet farkını hesaplamak
Aylık taksit / net gelir oranını %35–40’ın üzerine çıkarmamak
Örnek:
200.000 TL ihtiyaç kredisi, %55 yıllık faiz, 24 ay vadede yaklaşık 330.000 TL geri ödeme anlamına gelir. Bu farkı anlamayan tüketici, yüksek faiz döneminde gereksiz borçlanarak ciddi finansal stres yaşayabilir.
3. Dezenflasyon Sürecinde Psikolojik Yanılgılar
Enflasyon düşerken tüketici “faizler düşecek” beklentisiyle erken borçlanabilir. Oysa Merkez Bankası fiyat istikrarını kalıcı görmek isteyecektir. Bu da 2026 boyunca faizlerin yüksek kalabileceği anlamına gelir.
Finansal okuryazarlık sadece matematik değil, beklenti yönetimidir.
4. Gelir Dağılımı ve Tasarruf Kültürü
Türkiye’de tasarruf oranı uzun yıllar %25’in altında kaldı. Hanehalkı tasarruf oranı ise %15–17 civarında seyrediyor. OECD ortalaması ise %20’nin üzerindedir.
2026’da ekonomik istikrarın kalıcı hale gelmesi için bireysel tasarruf bilinci artmalıdır:
Acil durum fonu (en az 6 aylık gider)
Borç / gelir oranı takibi
Varlık çeşitlendirme
Finansal okuryazarlık olmadan makro istikrar mikro düzeyde refaha dönüşmez.
Soru 2: 2026’da Türkiye ekonomisinde en belirleyici üç makro gösterge hangisi olacak?

Cevap:
2026’da ekonominin yönünü belirleyecek üç temel gösterge:
Enflasyon patikası
Faiz politikası
Cari denge ve döviz kuru
1. Enflasyon
2024’te zirveye ulaşan enflasyonun 2026 sonunda %20–25 bandına inmesi hedefleniyor.
Bu gerçekleşirse:
Reel faizler pozitifte kalacak
TL varlıklar cazibesini koruyacak
Kur oynaklığı azalacak
Ancak riskler mevcut:
Hizmet enflasyonu yapışkan
Kira ve eğitim kalemleri yüksek seyrediyor
Gıda fiyatlarında iklim riski var
Eğer enflasyon %25 yerine %3’da kalırsa faiz indirim süreci yavaşlar.
2. Faiz
2026’nın ilk yarısında sıkı para politikası korunabilir. İkinci yarıda kademeli indirim mümkün.
Örneğin:
Politika faizi %37 → %32
Ticari kredi faizleri %45 → %40
Bu durum:
Yatırım iştahını artırır
Konut talebini canlandırır
Borsa için destekleyici olur
Ancak erken gevşeme enflasyonu tekrar yukarı çekebilir.
3. Cari Denge ve Kur
Enerji fiyatları belirleyici. Petrol 70–80 dolar bandında kalırsa cari açık GSYH’nin %2–3’ü seviyesinde olabilir.
Kur istikrarı için:
Reel faiz pozitif kalmalı
CDS primi 250–300 baz puanın altında seyretmeli
Finansal okuryazar birey için bu ne demek?
Döviz pozisyonu körü körüne artırılmamalı
Portföyde döviz %20–30’u aşmamalı
Altın ve TL dengesi kurulmalı
Soru 3: 2026’da bireyler tasarruf ve yatırım kararlarını nasıl vermeli?

Cevap:
Finansal planlama üç katmanda yapılmalı:
Likidite
Koruma
Büyüme
1. Likidite (Acil Durum Fonu)
En az 6 aylık gider
Likit fon veya vadeli mevduat
Risk almadan korunmalı
2026’da mevduat faizleri yüksek olduğu için likidite park etmek avantajlı.
2. Koruma (Enflasyona Karşı)
TÜFE’ye endeksli araçlar
Altın
Kısmen döviz
Altın, jeopolitik risklerde sigorta işlevi görür. Ancak portföyün tamamı altın olmamalı.
3. Büyüme (Uzun Vadeli)
Borsa
Girişim sermayesi fonları
Temettü hisseleri
Eğer 2026’da faizler düşmeye başlarsa:
BIST’te banka ve sanayi hisseleri prim yapabilir
Konut fiyatlarında canlanma görülebilir
Finansal okuryazar yatırımcı:
Risk-getiri oranını hesaplar
Varlık dağılımını dengeler
Kaldıraçtan kaçınır
Soru 4: 2026’da şirketler ve çalışanlar için en büyük finansal risk nedir?

Cevap:
En büyük risk: Nakit akışı yönetimi.
Yüksek faiz ortamında işletme sermayesi pahalıdır.
Örneğin:
100 milyon TL kredi
%45 faiz
Yıllık 45 milyon TL finansman maliyeti
Bu nedenle:
Stok devir hızı artırılmalı
Tahsilat süreleri kısaltılmalı
Döviz açık pozisyonu minimize edilmeli
Çalışan açısından risk:
Gelirin sabit, giderlerin değişken olması
Tüketici kredisi yükü
Bu nedenle:
Gelir artırıcı beceriler
Ek gelir kanalları
Finansal disiplin
Soru 5: 2026 Türkiye ekonomisinde fırsatlar nerede?

Cevap:
Yüksek teknoloji üretimi
İhracat odaklı sektörler
Turizm
Savunma sanayi
Yenilenebilir enerji
Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatı toplam ihracatın %3–4’ü civarında. Bu oran Güney Kore’de %25’in üzerinde.
Yüksek katma değerli üretim artarsa:
Cari açık azalır
Kur baskısı düşer
Gelir seviyesi artar
Birey için fırsat:
Bu sektörlerde kariyer
Bu alanlardaki şirketlere yatırım
Sonuç: Finansal Okuryazarlık = Ekonomik Bağımsızlık
2026 Türkiye ekonomisi bir denge yılı olabilir:
Enflasyon düşüyor
Faiz yüksek ama kalıcı istikrar hedefleniyor
Kur daha kontrollü
Ancak bireysel refah otomatik oluşmaz.
Finansal okuryazarlık:
Gelirden fazlasını harcamamak
Borcu kontrollü kullanmak
Uzun vadeli düşünmek
Riskleri dağıtmak
demektir.
Makro istikrar, mikro bilinçle birleştiğinde sürdürülebilir refah ortaya çıkar.
SON SÖZLER:”Gücü gördüğünüzde aldığınız pozisyon haysiyetinizi belirler” Nelson Mandela
“İnsanlar seni çözemedikleri zaman ön yargılarını kullanırlar” Dostoyevski
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

