onedio
article/comments
article/share
Haberler
Barbie Kadar Güzel miyim?

etiket Barbie Kadar Güzel miyim?

Barbie makyajı

Barbie elbisesi

Barbie ayakkabısı

Barbie pembesi

Barbie sarısı

Barbie güzelliği….

Bir tek bana mı gına geldi bu Barbie saçmalığından derken ciddi bir kitle de benimle aynı duyguları yaşıyormuş. 

Dün seansta küçük danışanım Barbie filmine gideceğini heyecanla bana söylerken “Baksana Barbie gibi pembe giyindim” dedi. Ona ne kadar güzel göründüğünü söylerken “Şule Abla sen Barbie olamazsın ama senin saçların sarı değil gözlerin de mavi değil” dedi.  Yani şimdi Barbie kadar güzel değilim demek miydi bu? :D

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Tam da bu noktada Barbie ve güzellik algısını ele alma düşüncesi geçti aklımdan.

Tam da bu noktada Barbie ve güzellik algısını ele alma düşüncesi geçti aklımdan.

Gerçekten de güzellik takıntısının çocukluk dönemlerinden başlayabildiğini düşünürsek bunda Barbie bebeklerin büyük ölçüde etkisi var. Nitekim günümüzde yetişkin olmasına rağmen Barbie’ye benzemek uğruna defalarca estetik operasyon geçiren sayısız kadın var. 

Peki Barbie kim? Ne amaçla tasarlanmış ve güzellikle nasıl bütünleşmiş birlikte inceleyelim mi?

Polonya göçmeni Amerikalı bir kadın olan Ruth Handler, 1950’lerin başında yetişkin kadınları model alan oyuncak bebeklerle oynamanın, kızların büyüdüklerinde nasıl olacaklarını hayal etmelerine yardımcı olacağına dair oldukça devrimci bir fikri savunmuştur. Ne yazık ki Mattel şirketi yöneticileri bu fikre karşı çıkmışlar hiçbir annenin göğüsleri olan yetişkin görünümlü bir bebekle çocuklarının oynamasına izin vermeyeceğini savunmuşlar. Çok geçmeden Handler bir Avrupa gezisinde mağazanın birinde Bild Lilli adında bir Alman kadına benzeyen oyuncağı görünce fikir yeniden canlanmıştır. Bebek son derece şehvetli pin-up hakkında bir çizgi romana dayanan ve II. Dünya Savaşı sırasında askerler için tasarlanmış bir bibloydu aslında. Handler bu bebekten  satın almış ve Amerika’daki tasarımcılarına benzerlerini yaptırarak hayatımıza Barbie’yi getirmiştir.

Barbiler nasıl tuttu ve ünlü oldu?

Hemen her dönemde olduğu gibi ebeveynlerin 1950’li ve 1960’lı yıllarda da en büyük kaygılarından biri kız çocuklarının zengin bir koca bulamamasıydı. Bu sebeple Barbie, kız çocukları için harika bir rol modeldi çünkü güzel ve bakımlı olması gerektiği mesajını veriyordu.

Barbie’nin ilk reklam filmi de tam bunu destekler nitelikte çekilmiştir.

Reklamda Barbie’yi birçok kıyafetle izliyoruz ancak reklamın sonunda en çarpıcı kıyafeti olan gelinlikle çıkıyor. İşte size mesaj! Barbie’nin ünlü olmasını sağlayan reklam filminin verdiği bu mesajın gayet başarılı ve işe yaramış olduğunu düşünüyorum.

Barbie her ne kadar oyuncak olarak tasarlanmış olsa da artık çocuklar için bir insana dönüşmüştür. Yani Hundler tam da amacına ulaşmıştır çünkü tasarımcının amacı zaten Barbie’yi bir insan gibi tanıtmak ve pazarlamaktır. Senelerdir dikkat ederseniz o yılın modası neyse Barbie de o kadına dönüşür. 50’lerde mütevazı bir ev hanımı, 70’lerde süper star, 80’lerde bir rock yıldızı ve 2000’lerde etnik kültürlerden, tek tip güzellik algısından çıkmış yerine göre balık etli yerine göre kısa kısa saçlı bebeklere dönüştü.  Yani aslında Barbie artık plastik bir bebek olmaktan çıktı bir kadın bedeni pazarına dönüştü. 

Nitekim 2000’lerde tasarlanan Barbielerle senelerdir dayatılan tek tip güzellik normlarını değiştirmeye gittiler. Farklı cilt tonlarında, farklı boy ve bedenlerde, farklı etnik kültürlerden bebeklerle tanıştık. Ancak geçtiğimiz 40 sene boyunca Barbie gibi olmak uğruna binlerce belki de milyonlarca estetik operasyon geçiren korkunç kadınlara da şahit olduk. 

Burada gelmek istediğim nokta şudur ki, bırakalım Barbie gibi olmayı kusurlarımızla kusursuz olmanın güzelliğini yaşayalım. Elbette 150 kilo olup bedenini sev böyle kal demiyorum. Ki kalabilirsin de bu senin hayatın ancak atamız ne demiş “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. Ben güzelliğin sarı saçta, mavi gözde, dolgun dudakta, yuvarlak göğüslerde ya da kalçalarda olmadığını anlatmak istiyorum. Artık her kadın aynı gelmiyor mu size de? Hokka burun, şişmiş göğüsler, gergin bir surat, şaşkın bir ifade, protez tırnaklar, ipek kirpikler ve dahası…

Oysaki kaz ayaklarımız attığımız kahkahaların, karnımızdaki doğum izinin anne olma heyecanının, saçlarımızdaki beyazların ne acılar yaşadığımızın ancak ne kadar da güçlü olduğumuzun, yüzümüzdeki bir dikiş ya da sivilce izinin ergenlik dönemi hayatın merkezi benmişim anılarını hatırlatmıyor mu? Hepsi de ne kadar özel ve bizi biz yapan şeyler değil mi?

Sizce bunlar kusur mu? Yoksa hepimiz kusurlarımızla mı kusursuzuz?

Instagram

Facebook

'Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.' ©Onedio

.

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
31
15
8
7
3
2
2
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın
mamamia

küçükken birkaç bebeğim vardı, hatırlıyorum da onlarla oynarken de hiçbir zaman şunlar gibi olsam dediğimi hatirlmam. evet son günlerde cidden gına geldi bu ... Devamını Gör

mamamia

elbette öyle bence de ama kabul görmek ve beğenilmek daha cazip kılıyor insanı, tmm kabul güzel olduğumuzu duymak herkesin hoşuna gider yalan yok ama elbette... Devamını Gör

sakurasakura

Daha bi kaç gün oldu burun estetiği olalı.Ama ben cidden çok rahatsız oluyordum burnumdan.Kaç senedir bi türlü barışamadım.Bu benim ilk estetiğim oldu ve şun... Devamını Gör

mamamia

geçmiş olsun canım senin hastane işi buydu dimek, burun ameliyatı iyileşme süreci de çok sıkıntılı geçiyor ya

Erhan D

Editör, senin psikoloğa ihtiyacın var, benden söylemesi.