onedio
article/comments
article/share
Haberler
Mor Bir İsyanın Gölgesinde: Kadınları Kim Koruyacak?

etiket Mor Bir İsyanın Gölgesinde: Kadınları Kim Koruyacak?

Her yıl 8 Mart'ta, Dünya Kadınlar Günü'nde, sokaklar mor renklerle dolar, sloganlar yükselir: 'Kadınlar özgürdür, eşitlik gelecek!' Ama ya gerçekler? Türkiye'de, bu kutlamaların arkasında yatan karanlık bir gerçek var – bir gerçek ki, her gün bir kadının daha hayatı çalınıyor. 2026'ya girdiğimiz şu günlerde, geriye dönüp baktığımızda, 2025 yılı bize ne anlatıyor? En az 391 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bir yıl... Evet, 391. Bu rakamlar soğuk istatistikler değil; her biri bir anne, bir kız kardeş, bir sevgili... Her biri, hayalleri yarım kalmış bir hayat. Şüpheli ölümlerle birlikte bu sayı 928'e ulaşıyor – intihar mı, kaza mı, yoksa örtbas edilmiş bir cinayet mi? Kim bilebilir? Kadınlar, en güvende olmaları gereken yerlerde, evlerinde katlediliyor; %64.7'si kendi yuvalarında, ateşli silahların namlusu altında can veriyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Peki, neden? Neden bu ülke kadınlarını koruyamıyor?

Peki, neden? Neden bu ülke kadınlarını koruyamıyor?

Neden sahip çıkamıyor? Neden katillere ve saldırganlara hak ettikleri cezalar verilmiyor? Bu sorular, her kadın cinayeti haberinde yüreğimizi dağlıyor. Hatırlayın, Ayşe Tokyaz'ı... Polisin kapısından çevrilip, aynı gün öldürülen o kadınları... Ya da yıllarca şikayette bulunan, ama uzaklaştırma kararları kağıt üzerinde kalan mağdurları. 'Kadının beyanı esastır' demek, onu dinlemek, soruşturmak, korumak demek. Ama bu ülkede, bu ilke bile ihmal ediliyor. 6284 sayılı kanun var, evet – şiddete maruz kalanları koruması gereken bir kalkan. Ama etkin uygulanmıyor; uzaklaştırma kararları ihlal ediliyor, failler serbest bırakılıyor.

Sonuç? Daha fazla ölüm, daha fazla gözyaşı.

Düşünün bir an: Bir kadın, boşanmak istiyor. Yeni bir hayat kurmak, özgür olmak... Ama erkeklik, bunu kabul etmiyor. 'Aile yılı' diyorlar, ama 370 kadın katlediliyor o yılda. Tehditler, baskılar, şiddet... Ve yargı? Güven vermiyor. Kadınlar, 'Ne olacak ki?' diyor avukatlara. Çünkü defalarca yaşadılar: Şikayet et, ama değişen bir şey yok. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin bedeli bu – 2021'den beri kadın cinayetleri artıyor. 2021 ilk 6 ay: 131 ölüm. 2025 ilk 6 ay: 136. Artış mı, yoksa örtbas mı? Şüpheli ölümler, cinayetleri bile geçmiş: 2025'te 247 şüpheli ölüm karşısında 237 cinayet.

Bu karamsar tablo, sadece rakamlardan ibaret değil. Her cinayet, bir ailenin parçalanışı. Bir çocuğun annesiz kalışı. Zeytinburnu sahilinde bulunan anne ve kızın cansız bedenleri gibi... Yıllarca tecavüze uğramış, şiddete maruz kalmış bir kadın ve çocuğu, devlet kurumlarının kayıtsızlığıyla ölüme terk ediliyor. Fail? Erkeklik kültürü, cezasızlık ve bir sistem ki, kadınları ikinci sınıf görüyor. Erkekler, cinnet geçiriyor diye affediliyor; ama bir kadın, ayrılmak istediği için öldürülüyor. 'Siz hiçbir kadının cinnet geçirip iki erkeği art arda öldürdüğünü gördünüz mü?' diye soruyor haberler. Hayır, görmedik. Çünkü şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir ürünü. Kadınlar susuyordu eskiden; şimdi cüret ediyorlar ayrılmaya, ama hala korumasızlar.

Peki, bu karanlık gelecek mi?

Peki, bu karanlık gelecek mi?

Evet, eğer değişmezsek. Ama umut da var – sokaklardaki mor dalgada, kadın derneklerinin raporlarında, aktivistlerin çığlığında. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gibi örgütler, her gün mücadele ediyor. Ama yetmez. İstanbul Sözleşmesi geri gelmeli. 6284 eksiksiz uygulanmalı. İstismar örtbas edenler hesap vermeli. Çocuk istismarı, taciz, tecavüz – hepsi için zamanaşımı kalkmalı, aflar sona ermeli.

Ey Türkiye! Bu kadınlar senin kızların, annelerin... Onları koruyamıyorsak, neyin ülkesiyiz biz? Her 8 Mart'ta hatırlayın: Bu bir kutlama değil, bir isyan. Kadınlar ölmesin diye, gelecek aydınlık olsun diye...

Yeter artık, yeter!

Ve şimdi, suskunluğun ortasında, sadece isimlerini sayalım onların. Sadece isimlerini, çünkü her isim bir hayattı, her hayat bir dünyaydı, her dünya bir umuttu. 2026'nın ilk üç ayında aramızdan ayrılan kız kardeşlerimiz, annelerimiz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız:

Semiha Deniz - Nagihan Karadeniz- Fatma Nur Çelik - Hifa İkra Şengüler - Dilafruz Chulieva- Ceren Kıvrak - Mizgin Karademir- Fatma Nur Çelik - Gül Dağ - Sevim Özdemir -Yeliz İnci- Saliha Turan - Amine Duman- Nurcan Gündoğan - Gülten Ürkmez - Emine Yusuf - Cemile Yıldırım - Aysun İnam - Aylin Polat DağFiliz Şağbangül -

Gönül Alkan - İlknur Kor - Kübra Kılıç - Zeynep Ayas - Kübra Keleş -

Songül Hakbilir - Emine Özer - Kezban Genç - Gülçin Bilgin Turna - Kübra Kölge -

Medine Akpınar - Alev Koç - Azize Cengiz - Azra Cengiz - Beyzanur Uçan Cengiz -

Nuran Çakaloğlu - Bahar Taş - Ceren Işık - R.D.İsmi Bilinmiyor - Kadriye Alver -

Sümeyye Satılmış - Özlem Arslan - Nimet Kılıç - Gül Seher Göksan

Önriye Duman - Fatma Demircan - Ülker Koçak - Rukiye Çakır - Pınar Karataş -

Tuba Dinç - Durdona Khokimova - Nur Banu Ötünç Ergashalieva Sayyora

Gözde Akbaba - Helin Kutay - Ada Altunbaş - İsmihan Türkmen - Nisa Türkmen -

Ebru Dirici - Esra Murtatoğlu - Çiğdem Akyüz - Binnaz Eriş - Şerife Çınar -

Esra Koca - Sümeyye Khaled Abira - Süheyla Özdaş - Songül Canatan -

Sena Canatan - Nora Dzuliashvili

Instagram

X

LinkedIn

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
2
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam