Sosyal Medya? Dost mu, Düşman mı?
Bir fotoğraf paylaşıyorsun.
Sıradan.
Günlük.
Hayatın içinden.
Bir kahve, bir sokak, bir yüz.
Sadece “buradayım” demek.
Sosyal medya bize bunu vaat etmişti zaten:

Görünürlük.
İfade özgürlüğü.
Herkes için söz hakkı.
Ve evet, bir tarafıyla tuttu da.
Sesini hiç duyuramayanlar duyurdu.
Yalnızlar birbirini buldu.
Bir haksızlık bazen milyonlara ulaştı.
Ama aynı anda başka bir şey daha oldu.
Sosyal medya, insanın en karanlık tarafını da görünür kıldı.
Üstelik filtresiz.
Çünkü burası yalnızca bir paylaşım alanı değil artık.
Bir davranış laboratuvarı.
Ne yapıyorsak,
nasıl konuşuyorsak,
kime saldırıyorsak,
kimi görmezden geliyorsak…
Hepsi kaydediliyor.
Ölçülüyor.
Ve öğreniliyor.
Burada durup bir nefes almak lazım.
Çünkü bugün sadece insanlar birbirine bakmıyor.
Algoritmalar da bize bakıyor.
Ve biz onlara neyi öğretiyoruz biliyor musun?
Açgözlülüğü.
Merhametsizliği.
“Sınırı zorla, bir şey olmaz” refleksini.
Bak, son günlerde dolaşan bir örnek var.
Bir yemek uygulamasında çalışan bir yazılımcı anlatıyor:
Algoritma, kuryelere gizli bir “yüksek çaresizlik skoru” atıyormuş.
Gece yarısı üç dolarlık siparişi bile götüren kurye,
“nasıl olsa her şeyi kabul ediyor” diye etiketleniyor.
Ve sonra ne oluyor?
O kuryeye bir daha yüksek ücretli sipariş gösterilmiyor.
Çünkü sistem diyor ki:
“Zaten buna üç dolarlık işi yaptırabiliyorum, niye on beş vereyim?”
İnsanın içi üşüyor değil mi?
Ama asıl mesele şu:
Bu kararı alan şey “makine” değil.
Bu mantığı kuran,
bu sistemi normalleştiren,
“verimlilik” diyerek insanı ezen
biziz.
Yapay zekâ sandığımız kadar yapay değil.

O, bizden besleniyor.
Sosyal medyada kimleri linç ediyorsak,
kimleri susturuyorsak,
kimi kolay lokma görüyorsak…
Algoritmalar da aynı şeyi öğreniyor.
“Bu olur.”
“Buna yapılır.”
“Bu ses çıkarmaz.”
Sonra dönüp diyoruz ki:
“Yapay zekâ tehlikeli.”
Belki de önce şunu sormalıyız:
Biz ne kadar tehlikeliyiz?
Sosyal medya dost mu, düşman mı?
Tek başına ikisi de değil.
O, bizim aynımız.
Topluca neye dönüştüğümüzün kaydı.
Empatiyi de çoğaltabiliyor,
acımasızlığı da.
Dayanışmayı da büyütüyor,
sömürüyü de sistematik hale getiriyor.
Ve yapay zekâ,
bu aynaya bakarak büyüyor.
Yani mesele teknoloji değil sadece.
Mesele,
o teknolojiyi hangi değerlerle beslediğimiz.
Çünkü bugün algoritmalar insanlığı ölçmüyor.
İnsanlık, algoritmalara kendini öğretiyor.
Ve ortaya çıkan tablo…
pek de iç açıcı değil.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

